20091230
yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl sizlere kutlu olsun!
'her son, yeni bir başlangıçtır'a inanan bir insan olarak, kendimce şu zamanların sonunu yaşıyorum.
2009'un 31 Aralık'ı temsil yeteneğini kullanıyor kendince...:)
ben onu alkışlıyorum, o nelere gebe olduğundan habersiz....
yaşasın 2010!
'her yeni başlangıç, beraberinde yeni bir sonu da getirir.'
gelsin 2011...
:)
döngü böyle devam eder, gider...
p.s: arada geçen tüm zamanlarda herşeyi; iyi ya da kötü, acı ya da tatlı, doya doya yaşamanız dileğiylen!
p.s: ben şahsen öyle yapıyorum...
pek fena...
20091228
neee sınav mııı?
alan sorularında tanıdığım herkes zorlandı-mış...
p.s: sözelim sayısaldan daha iyi, onu anladım...
yapamadığım matematik soruları nedeni ile kendime "Matematik öğretmeni" demeye utanıyorum...
sorular haşırt diye geçiren cinstendi...son derece akademik...
yüksek not alan matematik örtmenlerinin alnından öpüyorum, saygı ve sevgi ile anıyorum...
gerçekten...
p.s: sınav hallerimi yazacağımdır yarın öbür gün...çok eğlendim kendimle çünkü...
20091227
kadınlar, dırdır ve leylekler
bi'kere daha test ettim onayladım...
bugün öyle bir an oldu ki, kendimce çok anlamlı ve manalı şeylerden bahsediyordum-çemkiriyodum belkide-belki değil resmen, karşımdaki esnemeyi telefonda kulaklarımda duyunca "hööhh" dedim.
olayım bitti.
anlattığım şeyi anlatmayı bırakmayı bıraktım...
boşuna kıçımı yırtıyormuşum ya da yırtmaya çalışıyormuşum karşımdaki anlasın diye.
karşı tarafı düşününce kendimi dırdır eden bi kuş gibi gördüm resmen.
şu güne kadar olan tartışma programlarında, ben hiç, karşı tarafın haklı olduğunu kabul eden bir program görmedim, sonrasındada göreceğimi sanmıyorum...
p.s: dırdır eden bi' kuş olsam, leylek olmak isterdim...
p.s: ananemlerin köy evinin bahçesinde, kocaman bi' kavak ağacı vardı, tepesindede leylekler, yazın yuva yaparlardı... bazen lak lak lak diye gagalarını çarparlardı durup dururken..çok tok bi sesti..
dırdır deyince o geldi aklıma...
yuvadaki dişi leylek, erkek leyleğin kafasının etini yiyordu, kimbilir...
dedem para kazanmak için o kocaman kavak ağacını kesip sattı, yıllar önce...
leyleklerde bi'dahada gelmedi...
zaten geçen yaz da dedem öldü...
20091224
rize'de dvd dialogum
aramızda geçen dialoglar...
--) Volverin var mı?
-) türkçesi ne?
--) içses; ?*!???..
dışses: X-Men volverin?
-) var, şurda...
--) tamam gördüm, ( hepsi türkçe dublajlı)
peki alt yazılısı var mı?
-) yok...
--) District dokuz var mı?
-) türkçesi ne?
--) içses:??!!'%+&%/% ...
dışses: District dokuz, bi uzay filmi...
-) yok...
adamla aramızda geçen dialogdan sonra(mekanda üç tane lise öğrencisi soru ve cevaplar karşısında bi ona baktı bi bana baktı, bakındıkları filmlerden kafalarını kaldırıp...ne aldılar bilmiyorum..bana ve adama tenis maçı izler gibi kafa çevirmeleri komikti, az birazda bön bön bakmaları, bu kadın neyden bahsediyor gibisinden...)
'iyi akşamlar' dileyip çıktım mekandan...
ikinci bi mekan keşfettim günler sonrasında evime yakın; dvd kiralıyolar, günlüğü bi' milyonmuş, üç beş gün sonra üye olup, ordada türkçe dublaj olmayan, izlemediğim tüm filmleri izlicem.
planım bu...
şimdilik.
p.s: X-Men hastası olup, hatta sadece Wolverine hastası olup hala Wolverine izlememiş bi' insanım, gün itibarıyla...
p.s: Avatar'ı deli gibi izlemek isteyen bi' insanım...Rize'deki sinema şartlarında AAAAAssla!!!, Trabzon'u soruşturuyorum...
yoksa şubatta istanbul, kalırsa tabe...
çok hafta var; gişe filmlerinin 6 hafta kalma standartını düşünürsek...
o da dağıtıcı film şirketinin insiyatifinde...
20091220
değişiklik çok şukela bi'şeydir...
çok nedenim var, yazmıcam...
bi de mikroblog dedikleri şey daa keyifli geldi...
o yüzden aşağıda yazdığım adresteyim, sıkılıncaya kadar...
kalın sağlıcaklan...
:)
http://twitter.com/BenMathy
p.s: 1.yazdıklarımı vakti gelince, aleyhime delil olarak kullanacak ve kullanmayacak herkes ama herkes okuyabilir...
içim rahat benim...
p.s: 2.yazılan herşeyi herkes hatırlatma hakkına sahiptir.
p.s: 3.yazdıklarım zaten bunun içindir zaten; ben yazıyorum, ben hatırlayayım diye...
20091217
bugünde bitti
yeter artık diyerekten bıraktım çalışmayı, akşamleyin...
kafam daraldı, içim bunaldı, benim buharlandı...
bi yerden sonra almıyor, zorlamanın alemi yok...
kaldı ki yılların konularını sen bir iki haftaya sığdırmaya çalış...
yok limit, yok süreklilik, yok türev, yok integral...
yok kardeşim gerçekten yok...
o kadar formülü şu kısacık sürede beynimin hangi kıvrımına sokacaksam!
Bide şu an yaptığım şey düşündüğümle de çelişince içimden isyanları oynamak geliyor...
Edalı gelin misali hem ağlar hem giderim durumundayım bi nevi...
Böhüü...
Burdaki okuldan kurtulmak için anadolu lisesine geçmek çok şukela.
Fakat gerek içerik gerek içinde ergen tribi olmayan muhteviyat sayesinde ilköğretime geçmeyi arzuluyor gibiyim.
Gibi değilim öyleyim...
Ufaklıklarla uğraşmak daha kolay...daha eğlenceli...
Neyse, akşam üstü bi ara dersten, eğitim bilimleri denen kocaman, takoz gibi kalın bi kitaptan sıkılıp şöyle bir etrafıma baktım...
Gözüme battı resmen, bi sürü olmayan şey.
Mutfak, banyo, yatak odası, deniz manzaralı oturma odası derken...
Tüm evi toparladım...
Vakti gelmiş...
Dağınıklık dediğim oraya buraya saçılmış ders kitapları, not kağıtları falan çoğunluktaydı.
Hepsini muhteşem deniz manzaralı salon salomanjeme topladım, üstüste istifledim.
Buraya bu kadar çok ders kitabı getirdiğime inanamıyorummmmmm....
O da kesmedi, günlerdir yapmam gereken ama benim yapmayı ertelediğim üç beş not, liste işi vardı, onları yaptım, önümüzdeki hafta okula yapılacaklar listesini hazırladım.
Kafamı rahatlattım...
2. yazılıları yılbaşı sonrasına bırakmıştım, grip nedeni falan tatil olcak diye beni kastırdılar, meb’in sayfasına baktım yokmuş öyle bişey...
Ohhh dedim...
Yinede meb’in işine belli olmaz, hep son dakka golü atmada bir numaradır...
İçim yinede huzursuz az biraz...
Tüm bunları niye yazıyorum, öylesine tabiki...
Çok sıkıldım çünkü.
Birazdan gitcem kısır yicem.
Karnım acıktı.
Eti naneli sticks dedim ya pek şahane ondanda yicem , ama gözüne gözüne giren 57 kalori yazısı insanı biraz suçlu hissettiriyor kendine karşı...
Şu sınav bi geçsin, spora da başlıcam...
İnsan hayatındaki şu ertelemeler yok mu azizim...
Şu olsun, şu bi geçsin, şu gün bi gelsin onuda yapıcam, bunuda yapıcam şunuda yapıcam deyip duruyorsun...
Gün gelince yapıyor musun, bilemem.
Ben yapmaya çalışıyorum...
Listeler bu hususta çok önemli hatırlatıcılar, onlarda gözüne gözüne giriyor çünkü...
Yapmayıncada başka bi yerine...
Ups..
Ders çalıştığım Eğitim bilimleri kitabı çok tırt bi kitap. Teorem yayınlarından.
Yeni basım ama bir sürü yazım yanlışı ve cevap yanlışı var, alacak olanlar sakın almasın...
Ben baştan uyarayım.
Test sonlarına böyle ünlü adamların sözlerini falan koymuşlar, konu başlarına milleti gaza getircek saçmasapan hikayeler yazmışlar, üşenmezsem, bi kaçını buraya yazmayı düşünüyorum.
Ne diyordum, hah, söylediklerimle alakalı olarak günün incisi olaraktan kitaptan alıntı, seneca amca’nın şu sözünü aktarmak istiyorum, şu saçma satırlarımı okuyan naçizane insanlara;
“ hayatı kazanmak için birgün sonrasını dahi bekleme. Günleri, herbiri bütün hayatmış gibi değerlendirmeyi bil...”
Rıınn rııınnnn...
Daha neleri var...
Hele bi tanesine taktım, yazcam onu daha sonra.
Şimdi gidip kısırımı yiyeyimde aklımda kalacağına midemde kalsın, yarına bozulmadan.
Beklememek, bekletmemek lazım...
Ahh ben neleri bekledim yıllardır ahhhh!
Bir dokun bin ahh işitttt...
p.s: evet, çok sıkıldım...
olsun
Yorgun gecelerin ardından
Hep aynı yere gelirken
Islak sokaklar boyunca düşündüm
Borcum varmış gibi kendimden
Bir gülümseme beklerken
Tren yolları boyunca düşündüm
Sanki yıllardır uzaktayım ben
Özlemin hep sensizliğimden
Ama yalanlar görünür hala
Burdan bakınca şu sonsuz dünyaya
Olsun demek de zor artık
Çocuk düşlerimiz de yok artık
Erken ölümlerin ardından
Hep aynı yere gelirken
Islak sokaklar boyunca düşündüm
Borcum varmış gibi kendimden
Bir gülümseme beklerken
Tren yolları boyunca düşündüm
p.s: dinlemek için başlığa tıktık...
20091215
olan biten birçok şey anlamsız gelir
kendime Pilli Bebek'ten 'olan biten' şarkısını armağan ediyorum, elimdeki yeni keşfim olan eti naneli sticks'i afiyetlen yiyorum...tavsiye ederim....:)
olan biten birçok şey
anlamsız gelir gibi dünyaya
gölgesi gündüze düşen
dostlar arkamda
aklım başıma geldi,
keyfimi kaçıran neydi
bilmem ne kadar geçti,
umurumda değil şimdi
kırılganlık yenilenir,
dar gelir bazen insan dünyaya
zaman gelir, yeniden gelinir
zor gelinen masum rüyaya
aklım başıma geldi,
keyfimi kaçıran neydi
bilmem ne kadar geçti,
umurumda değil şimdi
20091214
bütün gelinler güzeldir...hadi canım sende...
20091212
bugün cumartesi idi...
İnsanlardan kaçmaya çalıştıkça, görüşmek istemedikçe,
Sinekleri çeken ışık misali onları kendime çekiyorum...
Yaa yalnız kalmak istiyorum bikaç gün, kimse ile görüşesim yok, konuşasım birşey yapasım yok.
Kendimi restart etmem lazım.
Bikaç gün bana yeter...
Yalnız kalayım.
Uyuyayım.
Ağlayayım.
Toparlarım...
Küçük yerde yaşamak bi garip, garip bi duygu yaratıyor insanda...
Güzel ama alışmak istemiyorum...
Çünkü geçici bir süre için buradayım...
Kalıcı olmamalı...
Akşam üzeri tesadüfen karşı komşumla karşılaştım kucağında bebeğiyle, “nerelerdesin sen yahu” şeklinde sitem etti, sanırım 25-26 yaşında ve beni kendinden küçük sanıyor...
Yine aynı dakikalarda koca mavi bidona çöpü atarken alttaki komşu arabasını parkediyordu, selam verdim yürüyüp giderken o arabadayken...
--) hocağğğğnım...
-)Efenim...
--)Nasıl kaloriferden bi sorun yok di mi?( tesisat kontrol edilirken tanıştıydık kendisiyle...kocaman iğrenç bir göbeği var; muhtemelen içki göbeği, burdaki üniversitede doç. Veya prof. Muş...)
-)Yok çok güzel yanıyor.bir sorun yok çok şükür.
--)Sağlığınız sıhhatiniz nasıl, bi yaramazlık yoktur inşallah.
-)Yok saolun.
--)iyi akşamlar...
-) sizede.
Alışkın değilim ben böyle şeylere...yaklaşık altı sene boyunca Nişantaşı’nda bi apartmanda oturdum en sık görüştüğüm insan, kapıcı Aydındı, zorunluluktan dolayı çoğunlukla, bide dedikoducu karısı, temizliğe geliyordu bir aralar bize.. Bide 4üncü katta bi bunak teyze vardı ak saçlısından, beş altı kez tanıştıktı kapı önünde.
Biz çıkarken o girerdi, kapıyı tutardık,
--)Merabalar.
-)Meraba yavrucum.siz burda mı oturuyorsunuz?
--)Evet, d.3de oturuyoruz.
-)aa ne güzel, bende numero bilmem kaçta...
--)Ne güzel, iyi akşamlar size...
-)İyi akşamlar yavrucumm...
Günler sonrası yine bi dış kapı önünde yine aynı, ak saçlı bunak teyze ile yine aynı dialoglar...
Hiç değişmedi...
Sonra biz o evden taşındık...
Çöpü attıktan sonra arka kapıda, okuldan kızlarla karşılaştım.akşam sinemaya gitceklermiş beni de çağırdıklar.hangi film geyiği vs.
--)Bilmem belki gelirim. Ben aslında neşeli hayatlara gitmek istiyordum, belki ona giderim bugün.
-)Güzel değil o film ben beğenmedim...
-)biz kocalı hürmüze gitcez...6. 15te...
--)kendimi neşeli hayata şartlandırdım, drammış sanırım, neyse gelirsem görüşürüz o zaman..
Kızlı erkekli bi grup önünden geçerken;
---)iyi akşamlar hodjammm..
--)İyi akşamlar...
Yürür giderim karşıda minibüs beklerim.( Cuma günü nöbet sırasında 9.cu sınıflardan şirince bi kızı ağlatan, kendince yakışıklı oğlan bu..bildim.)
Grup karşıdan karşıya geçerken, kızlardan biri;
---)Aaa bizim geometrici değil mi bu? Görmedimdi...
---)İyi akşammlarrrr hocaaaaammmm...
--)İyi akşamlar...
El sallamalar vs.
Minibüs durakta yolcu almak için dururken öğrencim Berra’yı görür gibi oldum, yanında bi oğlanla, aceba o mu değil mi diye bakarken-nie bakıyosam-, saçlarıyla yüzünü kapadı, başını eğerek, gülümseyip başımı öbür yana çevirdim...
Görmedi tabi, gülümsediğimi...
Ergenlerin bu tribi hoşuma gidiyor.
Burda Pembe Köşk diye bi sinema var oraya gittim. İndi bindi yerinde yine öğrencilerim.
--)Aa hocammm..
-)Meraba...
--) Nereye sinemaya mı?
-) evet, sinemaya, gülümseyerek.
--)İyi eğlenceler hocam...
-) teşekkürler, sizede iyi akşamlar.
30 dk. İçinde yaşanan bu kadar dialogtan sonra “yalnız başına kalmak” ve “yalnız bişeyler yapmak-yapabilmek” için “evde kalsam daha iyiymiş” diye düşündüm.
İçim kendimce kan ağlarken bi insan görünce bukalemun gibi değişen bir yüz ve gülümseyen bir ifadeyle acayip çelişkili bi durumdayım...
Çok iyi rol yapabiliyorum.
Bunu da yalnız ben biliyorum.
Birazını da çok yakınlarım...
Hofff diyorum...
p.s: gittiğim film mi?
Tabi ki Neşeli Hayatlar...
Filme bi komedi beklentisiyle giderseniz kakara kikiri güülcez diye giderseniz, avucunuzu yalarsınız...
Beğenmeyenler ondan beğenmiyorlar...
Arada süper espriler var, en incesinden...
Salondaki çoğu kişi anlamadı sanıyorum; gelen ve hatta gelmeyen tepkilere bakınca...
Zaten izleyici yaş grubuda küçüktü, en yaşlıları bendim sanki...anlamamaları normaldi...
p.s: sinema salonu cep sineması gibi bişey, küçücük bi perde...
ses sistemi boktan. Bu filmde bile çoğu konuşmayı anlayamadım...
p.s: tüm salonlarda türk filmi oynuyordu... biri hariç.
2012 vardı ve türkçe dublajlı...pek fena...
p.s: filmde sosyal temalar ve ikili ilişkiler üzerine yoğunlaşılmış ya, bi ara neredeyse ağlayacaktım nedense...
yine kendimden çok şey buldum...
bi de Mirgün Cabas’ı gördüm film içinde, acayip mutlu oldum, gülümsedim, aa sende nereden çıktın diye, mutlu oldum...görmeyi ummadığım biri olaraktan o anda...
p.s: bence herkes mutlu olmalı...
p.s: ayyhh gene çok yazdım...
20091210
keyifsizlik hali
birkaç gündür keyfim yok...
sürekli uyku modundayım; dün akşam sekizde yattım, bu sabah dokuzda uyandım, o da zoraki.
bir süredir iyileşmek için bir ilaç kullanıodum, yan etkisi neymiş diye, içeriğine baktım akşamüzeri; depresyon, yorgunluk, halsizlik ve uyku hali...
ebenininki, dedim, ilacı rafa kaldırdım, kendime mandalina suyu sıktım.
az biraz ekşi gibiydi, yüzümü buruşturdum içerken.
20091208
burdakiler sıkıcıya, sikici diyo...ups
bugün ona buna bakınırken şu siteye denk geldim...
kendimi alamadım, o ne bu ne şu ne diye bakarken.
site dizaynı felan çok başarılı eğlenceli...
fotolarına bakarken içim biraz hasetlik, birazda merakla doluydu...epeyce bi bakındıktan sonra sinirlendim kapadım siteyi.
Ne hayatlar var be! dedim.
Bi an için kendi hayatımı sıkıcı buldum..
Millet nelerle uğraşıyo ben nelerle uğraşıyom dedim.
Gündüz okula git, akşam gel ders çalışmaya çalış, yok inkılaptı, yok eğitim bilimiydi yok matematiği derken, hoff dedim.
Ne sıkıcı...
Hiçbir yaratıcık yok hayatımda dedim, kendime sorun yaratıp bir çırpıda.
Kapadım bilgisayarı gittim mutfağa , iki kaşık nutella kaşıkladım, uyuycam ben diye yattım.
Yattım ama on dakka boyunca sağa sola dönerken, uykum yok ulen benim dedim ve kalktım.
Çalışmam gereken Türk dili kitabına yöneldim.
Masanın üstünde bana dil çıkarıyordu.
p.s: içinde ‘ders çalışmak’ eylemi geçmeyen bir hayat istiyorum ben yaw.
Yaptığım iş bile ders çalışmamı gerektiriyor.:(
Bi de kinder çikolata istiyorum, içinden fil çıksın.
20091207
farkındalık
"karşılaştığım hiç kimseye benzemez yapılmışım; hatta dünyada hiç kimseye benzemediğimi söylemeye cüret edeceğim. diğerlerinden daha iyi olmayabilirim, ama en azından ben farklıyım.
j.j. rousseau
20091205
kazım koyuncu
--) kazım koyuncu ne güzel adam!!!
--) her bu taraflara gelişimde, yeniden keşfediyorum onu...
p.s: canlı performansını dinleyememiş, görememiş olmam ne üzücü...:(
hooofff
--) Kaç gündür yapmayı ertelediğim temizliği, en nihayetinde bugün yaptım...
--) Twitter denen zımbırtıya bende dahil oldum en sonunda, direniyordum en başından beri...insanları okumak pek eğlenceli...
--) 27 aralıkta anodolu liseleri ve fen liseleri için öğretmen sınavı açtı MEB, bi kaç gündür ona çalışmaya çalışıyorum.
--) günün onca yorgunluğundan sonra kafa kaldırmıyor..
--) tabiri caizse kafa basmıyor...
--) kısmen, şartları tutturamasamda, kendimi bu sorumluluğun altına sokmak içimi rahatlatıyor; kendimi deneyeceğim en azından...
--) denemiş olacağım...( çok iyimserim)
--) türev, integral, limit almayı unutmuşum yıllardır öğretmeye öğretmeye.
--) meslek liseleri kapatılmalı ya da müfredatları değiştirilmeli...
--) meslek liselerinin müfredat programında türev integralin yanından bile geçmiyoruz...limite birazcık dokunuyoruz.
--)Ben dokunmuyorum şahsen, diğer hocalar dokunmaya çalışıyor.
--) burdaki okulda geometri dersine giriyorum sadece.bikaç sınıfında seçmeli matematiğine..
--) tahmin edeceğiniz gibi çocuklar seçmemiş bile...
--) derse gösterdiğim özen kadar, çocuklar özen göstermiyorlar, yazılıya bile kalem-silgisiz giren alakasız öğrenci grubum var...
--) 10.sınıfa gelip 2'nin 3. Kuvvetini almayı bilmeyen öğrencilere polinomlardan bahsediyoruz...
--) bön bön bakıyorlar...
--) onu geçtim, 10.sınıfta bölmeye sondaki rakamdan başlayan öğrenciyi görünce, olayım bitti benim...:(
--) direneceğim yinede sonuna kadar...
--) öğretmenlik yerine bakıcılık, çobanlık, az biraz öğretmenlik yapıyoruz resmen...
--)Kendime yakıştırdığım sıfatlar öğrenci profiline ve sınıftan sınıfa göre değişiyor...
--) Herkes matematiği sevecek, başarılı olacak diye birşey yok, ama bi insan herşeydende başarısız, alakasız olacak kadar niteliksiz olur mu yahu?
--)Sevgili başbakanım, sevgili milli eğitim bakanım nimet çubukçu’m, yeni yeni mekanlar, okullar açmak, şov yapmak yerine birazda eğitimin içeriğine önem verseler ya!
--)Eğitim sistemindeki bu kalitesizlikle bu ülke sittin sene bi yere gelemez ben söliim, kıçıkırık bir öğretmen olarak...
--) niye kimse isyan etmiyor anlamıyorum...
p.s: anadolu lisesi sınavlarına hazırlanarak kendi kıçımı kurtarma derdindeyim bende, herkes kendi kıçının derdinde olduğundan bu ülke biyere gelemiyor, onu da biliyorum.
