20100527

10 sos B

bugün 10.sınıf öğrencime 3 basamaklı bir sayıyı 3 basamaklı diğer bir sayıyla çarpmayı öğrettim. sonrasında birde virgüllü çarpmayı öğrettim.
yazılıda sorduğum bu iki sayıyı yapamamıştı çünkü.
girdiğim sosyal sınıfı okuldaki diğer bölümülerin posasının posası, hiç bir yere notu tutmayan öğrenciler doğrudan sosyal sınıfa yönlendiriliyorlar.
geçmiş zamanlardaki isyanım üzerine tamam bu çocuklar sayısalda iyi değiller, sözelleri iyidir diye kendimi avuturken, sonradan öğrendiğim kadarıyla sözelde de kötüler.
müdire hanım, ygs sınavında bir soru bile yapsalar kardır mantığıyla seçmeli matematik dersini zorunlu hale getirince, onların dersine giren ben ve onlar karşılıklı acı çekmekteyiz.
yaptığım suyunun suyu sorularla en yüksek not 33 olunca, kendimi başta kötü hissetmiş, sonrasında yukarda sorduğum iki kurtarma sorusu ve iyice suyu çıkmış sorularla yazılıyı tekrar etmiştim.
o iki basit çarpma sorusunda bile sınıfın üçte biri yanlış yapınca asıl sorunun bende olmadığı anlamıştım.
asıl sorun çocuklarda da değildi.
asıl sorun kokuşmuş eğitim sistemindeydi.
bugün o sınıfta bir ders işledim, işleyebildim çünkü akılları benden sonraki arka arkaya olan iki farklı sınavlardaydı.
ders çalışmaları için izin verdim.
öğretmen masamdanda sınıfı izledim.
ders esnasında verilen bu tür müsamahalar çocukları tanımak için çok faydalı. kaldı ki ben onların dersine 2 aydır giriyorum ki bugün artık 29 öğrencinin ismini ezbere biliyorum diyebiliyorum.(isimlerini bilmem onları tanıdığım anlamına gelmiyor tabi.)
çocuklarla konuşurken onlara isimleriyle hitap etmeyi seviyorum, kızdırdıklarında da aynı şey geçerli. :)

geçen günlerde öğrencilerimden biri "hocam sakız ister misiniz" diye aromalı bi sakız uzattı, "yok istemem, saol" dedim, ardındanda "neli o" diye sordum.
"bilmemneli, karpuzluda var" dedi öbür paketi uzatarak. "yok teşekkür ederim, ben aromalı sakız sevmiyorum" dedim, "sadece naneli sakız çiğniyorum" diye ekledim. yine teşekkür ettimdi.
bugün yine aynı çocuk "hocam sakız istermisiniz" dedi, "sağol" dedim ama kapağı açılmış paketi görünce yine "neli o" diye sormadan edemedim, "naneli" dedi."alırım o zaman" dedim aldım. "teşekkür ettim". "bende zaten sizin için naneli almıştım" dedi ve yerine gitti.
o gün ona sarfettiğim bana göre sıradan bişeyi, günler sonrasında onun tarafından dikkate alınarak bugün önemsediğini farketmem kendimi bi tuhaf hissettirdi.

en arkadan -81 özge-" hocam size bişey sorcam ama kızmıcaksınız tamam mı" şeklindeki bir cümle sonrasında "bana soracağın soruya bağlı" dedim, "siz cep telefonu görünce alıyorsunuz değil mi" dedi, "evet" dedim bende. "tamam anladım ben" diye, sıranın altında bişeyler yapmaya devam etti.(daha önce cep telefonu tarafımdan idareye verilmişti). bende yaptığı şeyi görmemezlikten geldim.hem fiili olarak bişeyde görmedimdi.
bazen çocuklar üzerinde otorite kuramadığımdan yakınıyorum ama bu gibi ve buna benzer durumlardada kurduğumu farkediyorum...
oyunun kurallarını baştan koyunca, başta birkaç ihlal oluyor, karşılıklı kapışıyoruz ama sonrasında karşılıklı süper geçiniyoruz...

bikaç öğrencide karne notlarını hesaplamaya girişti gözümün önünde, bana matematiklerinin kaç geleceklerini sordular, "herşey sizin 2.sınavda ne yapacağınıza bağlı, hem notu ben vermiyorum, siz alıyorsunuz" dedim. dedim ama aslında herşey onlardan ziyade bana bağlı...çünkü onların neyi yapıp neyi yapamayacaklarını iyi biliyorum.
"yine çarpma soracak mısınız" dedi biri, "bilmem, daha sorularınızı hazırlamadım, bakarsın bu sefer bölme sorarım"dedim, gülümsedim.

seneye matematik görmeyecekler.
kalıp kalmamaları bana bağlı.
öğretim açısından çoğu benim açımdan matematik adına kayıp vaka olsada eğitim açısından öğrenebiliyorlar.hepsi pırıl pırıl, arıza çıkardığı yönler olsa dahi. yarın öbür gün hayattan bir sürü tekme yiyecekler zaten.


düşündümde, allah olmak zor bişey olsa gerek...

7 birbirinden muhterem şahıs bende bişi dicem dedi:

devrim dedi ki...

yazıyı okuduktan sonra 3 basamaklı bir sayıyı (396), 3 basamaklı başka bir sayıyla(425) çarpmaya çalıştım ve doğru sonucu bulunca çok sevindim :) galiba en son öyle sos'lu bir sınıftayken yapmışımdır bu işlemi. değişmiyoruz biz sos öğrencileri pek, tırsıyoruz matematikten:)

stickman dedi ki...

ben sırf matematik yok diye sos'u seçmiştim lise 1 den sonra. lise 1'i de matematik hocamız bize sıfır değilde bir düşürdü. o sayede geçtik :D ama üç basamaklı sayıları çarpamamakta hakkaten tuhaf, ilkokulda olmuyomuydu onlar. bizim lise 1 de gördüğümüz matematik bile 3 basamaklı sayıları çarpmayı bi tarafa bırak böyle garip çok tuhaf şeylerdi. söylemeden geçmeyim öss'ye ikinci girişimde, yani öss 2004'de 7 de 7 yapmıştım matematikten :D

an(ı)lık dedi ki...

sonuna bayıldım:)

Mathy dedi ki...

sevgili devrim, sen en azından sonucu bulabiliyorsun, gündelik hayattada önemli olan bu. matematikten korkmayınız! :)

sevgili stickman, müdire hanım öss de en azından bi soru yapsınlar diye seçmeli matematik dersini zorunlu kılmış, kılmaz olaymış, müfredat programındaki suyunun suyu konuları vermeye çalıştım, veremedim. orta2 matematiği anlattım, anlamadılar-dı.bu sınıf hiçbir bölüm seçemeyenlerin, sistemin bölüm seçmelerine izin verilmeyen öğrencileri. düşün ki sistem not ortalamalarına göre bi bölüme otomatikman atıyor. bunlarda o da yok..
iki öğrenci hariç, seneye matematik görmeyecekleri için ve zorunlu seçmeli matematik dersi gördükleri için bende hepsini geçirdim. en azından çarpma bölmeyi az biraz doğru yapabiliyorlar. benimde tesellim bu.
7 de 7 nokta atış iyiymiş. :P

Mathy dedi ki...

sevgili an(ı)lık, beraber gazoz içelim mi?

an(ı)lık dedi ki...

ısmarlayacan mı:))

Mathy dedi ki...

ayıpsın.:)