20101120

prensesin uykusuyum belkide bu benim kabusum..

İstanbul’a dün geldim.
“Evim evim güzel evim” dedim, kapıdan içeri girince. Evimin kokusunu duyunca..
Şansıma bu sefer tuvalet-banyo kokmamıştı..
Yüzümü buruşturmadım.

Bugün bütün gün hasta yattım, uykuyla iyileşeceğimi düşünüp.
Bendeki bi de vücut yorgunluğu, gönül yorgunluğunun yanında…
Galiba şu sıralar çok çalışıyorum.
Belkide çalışmıyorum. Yaptığım kafa işçiliği sonuçta.
Bilemedim.
Uyudum bütün gün.
Ağladım bi de.
Çokça.
Yüzüm gözüm şişti yine..
Bu kadar çok ağlayınca o kadar çok çirkin oluyorum ki..
Çişimi yaptıktan sonra elimi yıkayasım gelmiyor aynadaki suretimi görünce..
Ama her seferinde yıkıyorum, her seferinde kendimi görüyorum, lavabo başındaki küçük aynada.
“Amanın” diyerek.

Yemek yiyemedim.
Yemek dediysem kahvaltı yane.
İki kocaman kupa arka arkaya, sade süte yapılmış, iki şekerli neskahve içtim.
Yiyemedim bişey.
Tivuda eski komedi dükkanı bölümlerine denk geldim. İzledim.
Gülemedim.
Komikte değildi zaten.

“Ben nasıl kurtulcam bu durumdan” diye kendime acırken, msj attım, hiç tanımadıklarıma.
Saatler sonrası cevap geldi “araba kullanıyodum, cvp veremedim kusura bakma” diye.
Ağladım yine.
Takıldığım şeydi oydu o anda..
Ben ki bi sürü msj gönderip cvp alamamışken, dayanamayıp sonrasında  aramışken “yazdığım mesajları görmüyo musun, niye cevap vermiyosun” diye sorduğumda;
“Sabah okudumdu, sonra unuttum.”
O, o cevabı verirken ben karşıdan karşıya geçiyordum ve bana araba çarpıyordu neredeyse..o bilmez bunu.
Telefonu kapatıp, yaşantısına devam etti.
sonrasında yazdığım msja cevap yazmayarak, yine. 
O soğukta, duyduklarım içimi buz kestirmişken bende soluk soluğa yürümeye devam ettimdi.
Zaten yaptığım tablodaki kullanılan mavide gayet soğuk bi renkti, montumu bile boyamıştı.
Günlerce neler çektiğim düşünülmemiş, msjlar okunulmuş ve sonrasında unutulmuştu..
bu kadardı.
bu kadardım. 
Hepsi yer ediyor...
İzi kalıyor..

Araba kullanıpta geç cevap veren arkadaşım, hayatın devam ettiğini, onun içinde, öbürü içinde, benim içinde devam ettiğini söyledi, çok şey var daha dediği burada yazmadığım..
sende “devam et” dedi.
“Yeter” dedi.
Belki de demedi.
Bunu ben dedim.
Belki de..

Gittim duş aldım, hazırlandım.
Çağan ırmak’ın “prensesin uykusu” filmine gittim.
(Sevdiğim grupgillerlerden Redd yaptı müziğini, günlerdir dinliyom.)
Kendim için.
Ne zamandır bekliyodum..
Tek başına..
Giderken bira aldım yine.
Filmden çok beklentim yoktu, çağan ırmak seven bi insanda değilim ama güzel yapmış be amcam..
Aferin.
Üç beş dandikliği vardı, her türk filmine yakışan.
Olurdu o kadar…

“İşaretleri takip etmek gerek”, kullanılan repliklerden biri.
Bazende o işaretleri anlamaya çalışmak gerek.
Ben yapamadım.
Sevdiğim dediğim adam benim kokumu sevmemeye başladığında anlamam gerekirdi.
taa en başından.
Her şey o zamandan belliydi belki de..

3 birbirinden muhterem şahıs bende bişi dicem dedi:

cebimdekimatara dedi ki...

tek olmak zor ne diyim şimdi

Zuihitsu dedi ki...

Mesajlardan biri doğru yere gitmiş ama Mathy.. Faydası olmasa da hissettiklerine, inan çok doğru yere gitmiş.. gitti:) Geçtiğimiz haftayı ağlayarak geçirdim ben de.O yüzden işte bazen doğru yerlere gidiyor yazdıklarımız.. Bu "teselli" çabalarını hiç sevmem.. ihtiyacına da inanmam. Bir kitaba sarılırım. Olmazsa da yastığıma (Cidden yastığım var benim bu arada:) ) Sen de yap diyemem.. herkes, herkesin dilini konuşamaz. Ama .. bu sıcaklıklar da kıymetlidir.. yakınlıklar.. da.

morticia dedi ki...

herkeste(inan çok kişide) olağan bi durum ,herkeste olağan sonucundan, bende tam tersi dewam etti.dewam etti..
farkı olmadığını söliyebilirim.