20100328

bazen değişiklik iyidir ama...

Brando öldü!
öleceğini biliyodum gece yatarken; bende yorgunluktan ölmek üzereydim zira...
sabah çişe kalktığımda Brando öte dünyaya göçmüş...battı balık yan yüzer hesabı, yan yan yatıyor...
marlon'a bişey olmasın diye uyku sersemi, hemen suyunu değiştirdim, brando'yu klozete gönderip tek kişilik cenaze törenini yaptım.
kerata direndi gitmemek için, üstüne birde sifonu çektim...

üşümüş halde sıcacık yatağa sokuldum, "brando ölmüşşş" dedim koynuna girerek.
"başın saolsun" dedi, "çok bile yaşadı" diye de ekledi....
"öyle deme işte" dedim,  iyice sokularak.

sonra uyku tutmadı, iyice uyandım.

20100309

nasıl bir ruh hali? bilemedim.

üstte buz mavisi bi askılı tişört(içte sütyen yok, belirteyim.) (veeuuwww! diyenler şevklenmesinler, memişler yaş itibarıyla sarkmaya meyletmiş..:(
onun üstünde yeşil bi hırka( o yeşil ki en cavcavlısından.)
boyunda siyah bi atkı, bana göre en güzelinden.
altta kırmızı bi eşofman( belki de eşortman bunun yazılışını asla bilemicem, tdk'ya da bakamıcam, an itibarıyla pek üşengecim.)
altta mor çoraplar.


oturduğum yerde, bence de'ye bambaşka bişeyler yazacakken, üstüme başıma baktım da ıyyyy dedim, bu nasıl bir cümbüş!
çingenler bile böle giyinmez...
hoşuma da gitti bu renk cümbüşü...
ayrı.

p.s: bende kendimi bazen böyle dağıtıyorum işte...

p.s2: bugün vosvos'a gittim-k, eski vosvos'tan eser kalmamış...
bana göre tabii.
yenisi fena değil...

20100306

kahve bahane

bir haftadır kahve içmiyorum ki sabahları tuvalete gitmeden mutfağa uğrayıp suyumu kaynatan biriyim.
kahvaltı etmeden önce bir bardak keyif kahvesi içerim.
bilenler yine bilir sabah içilen iki şekerli keyif kahvesi benim için çok önemli, o dakikalar çok değerlidir.
vakti zamanında günde 10 küsür koca fincan kahve içmişliğim vardır, babam hatta yasaklamaya kalkmıştır ben dinlememişimdir.
yine vakti zamanında ilerde, hamile olacağım zamanları düşünüp, ben bir gün boyunca nasıl kahve içmeden durabilirim ki diye ahlanıp vahlanıp, yapamam yapamam deyip ilerdeki şu an olmayan hayali halime üzülmüştüm.
dışarda belli başlı kahve mekanları hariç kahve de içmem ki o da keyifle değil.
diğer mekanlarda ucuz kötü kahve kullanıyorlar diye.
bilindik mekanlardada aroması, yoğunluğu yapan ellere göre değiştiği için.
hassasım bu hususta...

bir haftadır kahve içmiyorum.
öbür paket bittiğinden beri eve almadım, aldırmadımda.
bir haftadır yokluğunu da aramadım.
garip...

dünyadaki en birinci kötü alışkanlığınız ne diye sorsalar, kahve derdim.
artık değil.

insan alışkanlıklarından vazgeçebiliyor.
sadece biraz zaman gerekiyor...
bir de yeterki o şeyin bir alışkanlığı olduğunun farkına varsın.


halledilmesi gereken birkaç kötü alışkanlığım daha kaldı...


p.s: sabahları yeni favorim; doğadan active. enerji felan veriyomuş.
normalde bu tip çayları şekerle içmem ben ama buna bir kaşık atıyorum.
hemi de esmer şeker...
en sağlıklısından.