20101230

bi kaç gündür

"yeni yıl kararları" listesini tasarlamakla meşgulüm..
yeni yıl geliyo ya, bi sürü karar almak icab eder, kırmızı don giymek gibi o da adettendir.


p.s: bu seneki liste satırları çok fakat bi kırmızı donum bile yok!

p.s: Mutlu seneler..

20101228

Normalde çok şiir okuyan bir insan değilim.*
Fekat kütüphanemde bir sürü şiir kitabı var, bunu fark ettim.
Kimisi benim , kimisi “eski”-onun.
Okuduktan sonra geri vermeli..
Son zamanlarda, doğru dürüst kitap okuyamıyorum ben,  bi sürü doğru dürüst kitap var da doğru dürüst olmayan benim aslında.
okuduklarım ya karikatür ya da şiir kitabı.
Bi şekilde bu kitaplara odaklanmamam gerektiğinden, “şu sıralar” benim için daha çekici..

bi de yine etki altında kaldım sanırım, “yeni”-o sayesinde; “çocuklara şiir okutulmalı” dedi, unuttuğum bi şiir kitabımı eline alırken.
“Neden” dedim.
Cevapladı.
Cevabı mantıklı geldi.

Yatağımda,yerde, kenarında altı yedi sekiz dokuz on tane kitap birikince yine kendime “dur” dedim, napıyosun?
Naptığımın farkına varmazsam eğer o kitaplar bitirilmeden yine dağ gibi olacak…
Hepsi yine okunmadan, tarafımdan bizzat yarım bırakılacak…
İtinasızca..

Kiminde kaldığım yerler ortasından ayrık, kimisinin arasında bi konser bileti, kimisinin arasında bi kurşun kalem..kimisi de “ben bunu sonra okurum” diye, yeni aldığım ikea komodini üzerinde duruyor. 
Bu sefer bitirmeden kitaplığa geri koymayacağım hiçbirini..
Kararlıyım.
Çünkü farkındayım..

 p.s1: *Tee en gençlik yıllarımda şiir okumayı ve yazmayı seven çok eski bi sevdiceğim vardı.
o sıralarda bende kendimce şiir felanda yazardım.
Gençtim, güzeldim, körpeydim..
O çok eski-bi zamanlar sevdiğim adam, alakasız bi ortamda gözlerimin içine bakar manalı manalı, ben yiğit özgür’ün karikatüründeki köpek misali “oğlum noldu” der içimden, durumu anlamadan , en süper adamlardan yazılmış benim bilmediğim süper mükemmel dizeleri söyler, bende dinlerdim, acayip alakasız ortamlarda. Ezber kuvveti çok iyiydi..
es geçemem.. 
O gündür bugündür  sesli sesli şiir okuyan insanları sevmem..
İster kadın olsun, ister adam…
Özellikle de alakasız ortamlarda..

Geçmiş bende iz bırakıyor ve ben iyi ya da kötü her şeyi biriktiriyorum..
Çok eskiyi, eskiyi, birazda yeniyi..
Aylin aslım ne demiş, her şey yenilenir…
Aslında “yeni” diye de bişey yok, o da ayrı..

p.s2: güzel sesli tüm kadınları seviyorums.hepsi benim olsun istiyorum.

20101226

baby it's cold outside

evdeki ses.

Aslında tanımadığın birini sanki çok uzun zamandır tanıyormuş gibi hissetmek ve onun yanında acayip rahat olmak, rahat davranmak değişik bi duygu..bi lüks belki de.
Neden o hisse kapıldığımı da bilmiyorum, içimden geliyo sadece..
Hani ben bunu böyle hissediyorum diye böyle davranıyorum- kendimce sebebim var- ama karşımdakinin bu rahatlığımı yanlış anlama-anlamama durumu da beni yiyip bitirecek.
Yanlış anlaşılıyorum.
Farkındayım..

İçimdeki o histen bi an önce kurtulmam gerek..

20101223

aaa

bi yumurta sarısı ayıracı beni bu kadar ağlatabilir miydi?


p.s: kimler ağlatmadı ki, o ağlatmasın..

20101222

seni seçtim pikaçu

dudağımda yine kocaman bi uçuk çıktı..

babam olsa "oğlanlara öptürde geçsin" diye dalga geçerdi benle.
baba nasihati dinleyip, hayatımdaki hangi oğlan-adama öptürsem diye düşünüyorum şimdi.

konunun özeti : seni seçtim pikaçu.
:)

20101221

hayat felsefesi

etrafımdaki bir sürü "kadın" ve bir sürü "erkek" kendini kandırmakta..
onların küçük-belki de büyük-, büyük-belki de küçük- sırlarına, yalanlarına dahil olduğum için kendimi biraz suçlu hissediyorum..
ama en büyük suç onlarda.


p.s: insanın korktuğu şey başına gelirmiş.
yeni hayat felsefem bu..
test ettim onayladım.

insanların korktukları şeyleri-dolaylı ve dolaysız olarak-başlarına getireceğimdir.
bi kısmının geldi bile.

onlar 'şu an' farkında değil sadece.

20101219

günler günlerin ardından

demin elime pablo neruda'nın kitabı* geçti..

bi kitabı alıp okumaya başlamadan önce gözümü kapatıp, bi sayfa seçip işaret parmağımı bi yere koyup, şans eseri seçtiğim kelimenin ait olduğu cümleyi okumak çok hoşuma gidiyo...

bugün gözümü kapamadan rastgele bi sayfadan rastgele bi satır seçtim;
"art arda geçip gidiyor birbirinin tıpkısı günler."

p.s: mathy der ki;günler art arda geçip gidiyor gitmesinede hiçte birbirinin tıpkısı değil şu sıralar..

p.s.2:*20 aşk şiiri ve umutsuz bir şarkı

nedense

solak insanları daha bi ayrı seviyorum..

20101215

erol evgin-aldım başımı gidiyorum






sabah sabah Erol Evgin dinleyesim geldi, bi sürü şarkısını dinledim.

klipleri falan izleyince bu seferde eski türk filmi izleyesim geldi..

nostaljik takıldım..


p.s: taze portakal suyu ne muhteşem bişeydir yahu!
mutfağa o lezzetle buluşmaya gidiyorum bende.

20101214

20101213

ey güzel yatak, bekle beni, sana geliyorum!

hastayım.
demin doktora gittim, üç gün rapor verdi.
bi de bi sürü ilaç.
bişiler yiyip, onları içmem gerek.
fekat canım hiçbişey yemek istemiyor.

üçgün dışarı çıkmadan, kapı dört duvar, kendimi, bünyemi yenilemem, iyileşmem gerekiyor.
gerekiyor ki üç gün sonrasına bomba gibi başlayayım..

p.s: hastayım ve canım hiçbişey yapmak istemiyor.
belkide üç gün boyunca yataktan hiç kalkmadan uyumalıyım..

20101210

heyhat

"hayat bi sana güzel!" diye çemkireceğim kimse yok etrafımda...

herkesin kendine göre bi derdi, sorunu var.

kimisininki, gerçekten dert, sorun.
kimisininki, kedi götü misali..

elimden gelen; sadece dinlemek.
çünkü kendimden biliyorum ki -ne kadar akıl vermeye kalkarsan kalk kendi kısıtlı-yaşanmış-aşınmış deneyiminden yola çıkarak-kendine edindiğin dertler ve sorunlar, ancak sen istediğinde yok olacaklar...

onlar, sen izin verdiğin sürece hayatında yer etmeye devam edecekler...

o süreci de kişinin kendisi belirliyor...

ama her ne olursa olsun, tüm o süreçler bi şekilde geçip gidiyor, geçmişte kalıyor..

happy end.

20101206

herşey yenilenir.hayat geri gelir..

bugün eski bi dostumla telefonda konuştum uzun uzun..
aradaki gelişmelerden haberdar olmak için aramıştı beni geçen hafta, ancak bugün geri dönebildim, hatırladım birden bire koltukta yaymışken kıçımı...
üç ay olmuş ben onla konuşalı..
böyle böyle bir durum var, ilk benden duy istedim, diyeli.
üç ay olmuş ben sevdiceğimden ayrılalı..
çok zaman geçmiş aslında.
ayları günlere, günleri saatlere böldüğümde farkettim.
ama bi an, o süreç çok çabuk geçmiş gibi geldi ona söylerken.
garipsedim; "geçen takvime baktım üç ay olmuş, hakketten çabuk geçti ama dolu dolu geçti; çok ağladım ben, çok acı çektim, ama geçecek.ama 28 ekim'i hiç unutmayacağım. " dedim.
telefon görüşmesinden sonra dakikaları saatlere, saatleri günlere, günleri aylara tamamladım.

daha yıl olmadı.
ama o da olacak..

herşey geçiyor çünkü..
izi kalıyor, ayrı..

akşam aylin aslım'dan aşk geri gelir şarkısına denk geldim, ağlayasım geldi duyunca, gittim tuvalete işedim..

beni benimle bırak

şurdan dinleyiniz..
ohh misss...

20101204

rınn rıınnn tam gaz...

"Problemler siz ne yapacağınızı bilmediğinizde ortaya çıkar.
Eğer ne yapacağınızı biliyorsanız, sadece fırsatlar vardır."





p.s: bugün evde ortalık toparlarkene bi kağıt üzerine yazılmış bu sözü buldum.
yanımda bulunan ajandama kaydettim.
sonrada buraya yazdım..

20101201

birisi yeni baştan serüvene başlamış-drafttan

 ELİMDEN GELEN BU

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Çoğalmak neyse ne azalmak zor
Birisi seni her an bırakıp gittiğim
Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor
Ağzındaki acı alnındaki çizgiyim
Gözlerine kirli bir bulut getirdim
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o
Bir yerin üşüse onun sıcaklığı
Öbürü en içten çağrını işitmiyor
Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o
Bakışları kıyısız deniz uzaklığı

Elimden gelen bu ben iki kişiyim
İkisi birden çıkmaya uğraşıyor
Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim
Birisi yeni baştan serüvene başlamış
Öbürü silahında son mermiyi sıkıyor
Çoğalmak neyse ne azalmak zor

ATTİLA İLHAN

tatil modu

bugünü kendime adadım.
bugünü kendime adamak demek, telefon,u bilgisayarı, radyoyu, tivuyu özetle her türlü iletişim aracını kapayıp eve kapanmak demek, sessizce sakince...
kafa dinlemek demek.


ohh bee.
kaç günlerdir.
yoruldum..

p.s: kendime adadığım bugünde bile okumam gereken yazılı kağıtları var..
geceyarısına kadar olan zaman dilimini düşünürsek herşeyi yapar bitiririm.
9 saat dile kolay.


yürü be Mathy.
kim tutar beni.