20110227

rakı kadehinde balık olsam ne, olmasam ne :)




Yaklaşık altı aydır, zorunlu haller dışında doğum günü  vs. veya “an”ın önemine göre fotoğraf çekmekten, çektirmekten keyif almıyordum, çünkü fotoğraflarıma mutsuzluğum acayip yansıyordu.
Fotolarda acayip mutsuz bi ben görüyordum.. 
Nitekim bugün aylar öncesine ait fotoları bilgisayara yüklerken, kendimi görünce, o günlere ve yaşadıklarıma gidince,  bi kez daha hak verdim..

Şu (belki de o demeliyim) zaman zarfında ipod’dan müzik dinlemediğim gibi doğru dürüst fotoğraf bile çekmedim..çekemedim, göremedim bişey çünkü.

bazı anları unutmak istemedim mesela, o zaman çektim üç beş fotoğraf.

Mesela yılbaşı ertesi günü  annemle sahil yürüyüşümüzde, evdeki bayat ekmekleri deniz kenarında kuşlara atışımızı unutmak istemedim, annem çok mutluydu çünkü. sonra geri dönerken midye topayışımızı da unutmak istemedim, "aa bak bu çok güzel, aa bu da çok güzel” diye diye mutlu olan annemin yanındayken bende mutluydum çünkü..

Annem, topladığımız midye kabuklarından bi tabak oluşturdu, sehpanın üstüne koydu, ben de üç beş tanesini kitaplığıma koydum, baktıkça aklıma o gün gelir hep. gülümserim..
Bir iki tanesinden, küçük olanlardan, kolye ya da küpe yapacağım. Ne zaman takarsam mutlu olacağımı biliyorum çünkü..

Neyse efenim..

Duygusallığa yer yok.
Yer var da gerek yok.

İki üç gün sonra annem yanıma gelecek, bende anne eliyle pişmiş yaprak sarma yiyeceğim.. 
Oh mis…

Bir aydır ipod’dan müzik dinliyorum ve yaklaşık bir aydır fotoğraf makinamı yanımda taşıyorum..
Gelişme var..
öyle diyeyims ben size..

bikaç haftadır Cuma akşamları deli danalar gibi içip eğlendikten sonra, ki o zamanlarda malt’ın doldur şarkısı bize-ben ve kendime- eşlik ediyore, cumartesileri öğleden sonraları ya da akşama doğru uyanmayı adet edindim.
Çok sarhoş olmadığım ve yalnız olduğum zamanlarda o nasıl bir keyiftir o öyle
anlatamam. 

Bu hafta, sondu ama..
Bundan sonra üç beş ay yapamayacağım.
Kurs ve dert insanı ben Mathy kpds için bir kursa başlıyorum, haftasonlarına istinaden..
Yaşasın ben.
Gün geçmiyor ki kendime yeni bir meşgale ve üzüntü bulmayayım. :P


Bugün evimde ilk kez rakı içtim, farkettim ki evde rakı bardağı yok.
Geçenki yumurta sarısı ayıracı hadisesine nazaran bugün eksikler listesine ekleyiverdim, rakı bardaklarını, ağlamadan..
yumurta sarısı ayıracı insanı ayırıyor, rakı bardağı dolduruyor azizim.. 

Evime gelen yeni misafir olarsa onlara aldıracağım, aklıma gelmişken kabak oyacağını da ekleyeyim listeye..
o da eksik-miş. 

Su bardaklarımın üstünde balıklar var, rakıyı onla içtim, “rakı şişesinde balık olamadım ama su bardağı dolu rakıda balık oldum” diye balıklarımı konuşturdum, mutfakta kendime meze hazırlarken..
Çok eğlendik.

Aklıma İncir Reçeli’ndeki Metin geldi bi de..Metin’i çok sevdim ben.
Filmde olduğu gibi, evde, sevdiceğimle rakı masası hazırlamayı düşledim, su bardağımdaki balıklan beraber, yine çok eğlendik..
He he..

Malt’ın “önemsiz” şarkısındaki gibi epey bi zamandır legolarımla oynayıp duruyodum ben, düzeltmek için, baktım üç beş parça eksik, olmuyo, yeni bi lego takımı alıverdim kendime, en temizi, en gıcırı..
oh mis. 
 :)

p.s. hayata karşı alaycı olmak lazım galba, hep alacıyım ama bazen unutuyorum, allah baba hatırlattı geçenlerde. yazcam ben bunu..
yarına çıkacağımızın garantisi yok..

p.s: bi de gerçekçi olmak lazım, demin yönetici aidat parası istedi, iki aylık verdim...:) 

2 birbirinden muhterem şahıs bende bişi dicem dedi:

Gadno Kopele dedi ki...

alttaki hiyerogliflerin manasi ne?

an(ı)lık dedi ki...

tamam bardaklar benden mezeler senden osaman:)
bir de kesin sana en çok kursa giden insan unvanı verilecek ahanda buraya yazdım:)))