Bazen sadece, öylece kalakalıyorsun..
Mesela, benim “şu an” olduğum gibi.
Dopdolu bi günün ardından, bir sürü birikmişlik ve yorgunluk üstüne, “evet bahar geldi, fırsat ve vakit varken dolapta yazlıklara yer açmalı, kışlıkları kaldırmalı!” demişken, salonun ortasına, anneden kalma “bunları yıkama, ben nasolsa gelicem, sana iş olmasın” dediği çarşafı sermişken, ona cevabın ”peki anne”yken...aradan bi ay geçti, anne gelemedi..
anne kokulu çarşaflar çalışma odasındaki masanın üstünde, onun geleceği zamanı bekliyor, yıkama dedi ya...kokusu sinmiş; özledikçe kokluyom..bi de sabahları o odaya giyinmek için girince, çarşafları görünce, güne güzel başlamak için kafamı o çarşaf-yastık yığınına gömüyorum..sırf kendimi mutlu etmek için..
acayip bi konfor, bilir misiniz bilmem..
Annem ve babam ölünce en çok kokularını ve seslerini özleyeceğim ben..
bunu biliyorum..
Kardesh’i hesaba katmıyorum, o benden sonra ölecek nasolsa..
Sıra bozulmasın lütfen..
ey sevgili Allah, duydun sen sesimi..
Bazen sadece, öylece kalakalıyorsun..
Mesela, benim “şu an” olduğum gibi..
Ben bunları niye yazdım, o serili çarşaf üstünde; yazlıklar ve kışlıklar ve giyilmeyen birsürü kıyafet.. jumbo boy bi çöp torbasına sığdı giyilmeyenler, gidecekler bi başkasına..
Yeni seneye kalacak kıyafetler için vakumlu poşet alıyorsun yakınlardaki free store’dan..
Torbaya güzelce yerleştirip kıyafetleri, süpürge makinasını çalıştırıyorsun..
Tık yok…
Süpürge çalışıyor da, torba bildiğin torba değil..
İşte o an, öylece kalıyorsun..
Yaptığın ve sonrasında yapacağın her iş yarım kalarak..
Pes ediyorsun.*
Arada geçmişteki bi dosttan, ki geçmişte kalmış dostluğu, bi mesaj geliyor, bu sabahın köründe senin yani benim sitem dolu attığım ya da attığın mesaja cevaben, ki sen onu yazmasan yine onda tık olmayacaktı, biliyorsun, araya zaman girecekti, sonra belki daha da çok zaman girecekti, gün itibarıyla farkındalık yarattım, kendimce, kendimi hatırlattım..
mutlu muyum tabi ki değilim, yine gereksiz yere bir sürü ağladım.
Değer miydi, bilinmez. Ama ağlamam gerekiyormuş bugün için.
Yarın ağlayacak mıyım? elbette hayır..
*: bu günlük pes ederim, ben yarın gider eminönü’nden, benim dükkandan en hakiki vakumlu torbayı alır, bir gecikmeli olsa da öbür gün, hayatı yakalarım..
nasıl ama? :)
p.s: Bazen sadece, öylece kalakalıyorsun..
bazen “şu an”lara gerek kalmıyor.
Herşeye yeniden başlama gereği duyuyorsun…
Ve de başlıyorsun..
1 birbirinden muhterem şahıs bende bişi dicem dedi:
heheh ben de yaptım iyi geldi valla...
Yorum Gönder