demin veletlere yazılı sorusu hazırlarken ve de bitirmişken, sağ yanımda duran kitap yığınına baktım.
saydım üşenmeden, 12 tane matematik kitabı..
sabah okul, öğlen özel dersler, gelenler gidenler, sonra yarına hazırlık, sınav soruları derken masa üstünde 12 kitap birikmiş.. dile kolay..
söyleyin bak, 12..
(oniki, ondokuzdan daha kolay söyleniyor, test edin onaylayın.)
tam da kitapları saymamın yaklaşık iki saat öncesinde, "önüm arkam sağım solum içim dışım matematik oldu, kusucam artık" diyerek twitter'da dert yanmıştım.
aslına bakarsanız, bi süredir işim yüzünden yakınmamaya özen gösteriyorum.
çünkü geçenlerde farkettim ki ben bu durumdan çok şikayet ediyorum; hem insanları, hemde kendimi acayip sıkıyorum.
sıkıcı bi insan oldum ben deyu deyu, iş yüzünden süregelen yoğunluktan dolayı yakınmayı bıraktım..ta ki bugüne kadar..
dayanamadım yine..
monologlar halinde takıldığım mekanda, yine kendi kendime yakındım, bu sefer sadece kendimi sıktım..
(burası saylanmaz, sıkıldıysan gidebilirsin sevgili sen, tutan yok seni.)
neyseki okulların kapanmasına az kaldı! okul bitecek, özel dersler bitecek, etüt merkezi bitecek, paralar gidecek, yaz gelecek, mathy tatile gidecek, mutlu olacak!
yaz güzel bişi. fekat ayağını yorganına göre uzatmasını bilmeyen ben için, gelecek para kaynaklarının da bitmesi çok fena bişi..
hoff...işte bu çok kötü...
amanın..
sağım solum önüm arkam matematik derken aklıma redd şarkısı oyun geldi, kullandığım kelimelerden mütevellit.
sonra..
bi süredir acayip rüyalar görüyorum sevgili okuyucu..
aslında rüyalar acayip değil, acayip olan, günün ve yaşananların sonrasına gördüğüm şeylerin rüya olup olmadığını bilmememden kaynaklanıyor..
"acaba ben bunları yaşadım mı?"
sabah dumur olmuş bi şekilde, neyin gerçek ya da neyin gerçek olmadığını algılamak ya da algılamamakla ilgili bahsettiğim şey..
bu birileriyle yaşadığım bi şey de olabiliyor ki çoğunlukla, tek başına yaşadığım birşey de..
anlatamıyorum sana..
anlatamadım.
anlamadın..
veremedim o hissi..
farkındayıms.
bilinçaltımın bana bi oyunu bu..
bunun da farkındayım..
"bana kaderimin bir oyunu mu ?"bu diye sormuyorum Orhan Abim gibi, kendime oyun ettiğimin acayip farkındayım..
kimselere diyemesem de bu durum acayip hoşuma gidiyor..(şiişşştt, kimselere demeyin..)
dün gece durakta otobüs beklerken çok çişim geldiydi, yakınlarda bi mekana işemeye girdim, mekandan çıkınca otobüs geldi, koştura koştura otobüse bindim. sağtarafta oturan kısa saçlı bi yaşlı kadının yanı boştu, yanına oturdum.. üç beş durak sonra, kadın inmek için hareketlendi, yer değiştirdik, cam kenarına geçtim, bende ineceğim durağa bakıyorum arada bir camdan dışarı bakıp, nerede olduğumu kendimce belirleyerek, çünkü nerde ineceğimi biliyorum ama durak adını tam olarak bilmiyorum.yaşlı kadın, ineceği otobüs durağını kaçırdı, meğer aynı durakta inecekmişiz, ben de çarşı içindeki durağı bilemedim, ineceğim durağı kaçırdım.. olsun bi sonraki durakta inerim, yürürüm, derken otobüs sağa kırdı direksiyonu.. kocaman bi yokuş, ineceğim durakla alakasız bi yer, ucunda kocaman yüksek binalar..
çarşı durağını kaçırdığımın o an daha da farkındayım, kısa saçlı yaşlı kadın yanıma geldi.. biz o sırada yokuş yukarı çıkıyoruz, arada otobüs şöförünün vites değiştirirken zorlandığını duyuyorum, garç garç ediyo..bu kadar dik yokuşa neden belediye otobüsü için güzergah koyarlar ki diye düşünürken; yokuş o kadar dik ki, otobüsün nasıl hala gidebildiğini aklım almıyor, bi an için otobüs yükünü taşıyamıyor, yaşlı kadın yanıma oturmaya çalışıyor, ama oturamıyor, otobüs ters döner gibi olup arkadaki aracın tepesine bindiriyor ama biz içerdekilere hiç bişey olmuyor, yandan devrilir gibi olup yine tekerlek üstü düzene dönüyoruz... yaşlı kadını tutmaya çalışırken, kimin araçtan ilk indiğini bilemiyorum. uyanıyorum o esnada.. yorulmuşum yine bi sürü, kalbim güm güm..ter içindeyim..*
oldum olası dik yokuşları sevmem, gerilirim..
fulya'dan ortaklar caddesine çıkan carrefursa yanında bi dik yokuş vardır, ordan her taksiyle geçişte gerilirim ben..bilenler bilir. his o his..
neyse efenim yine perşembe gecesi bitmek üzere, yarın cuma.. tüm gün yoğunum..
eve gelipte uyayabileceğim saati iple çekmekteyim. (eğlence adına içinde bi gram bişey yok, hep iş hep iş..)
şu an halat yarışına koysanız, Fırat'dan sonra en birinci ikinci ben olarım o derece..
yorgunum..
önce bedenen..
sonra...
p.s:* bugün yatak odasındaki kaloriferi kapadım, artık ter içinde uyanmıcam, deli rüyalar görebilirim ayrı.. buraya sadece yazılabilecek olanları yazıyorum, anladın sen. :PP
p.s2: galiba rüyamdaki kısa saçlı yaşlı kadın bendim..çünkü yanına oturduğumda, o da hep camdan dışarı bakıyordu..
0 birbirinden muhterem şahıs bende bişi dicem dedi:
Yorum Gönder