20110427

hoşgeldin şeker

şu an, dün gece olanlardan sonra, son zamanlarda yaşadıklarımı, en genelinden basitine doğru düşününce,  "ohaa be lannn, ohaaaa, çüşş ,  aaaa" oluyorum..

dünkü o komik- trajedik ve alakasız tesadüf, pişmiş tavuğun başına gelmezdi ama benim başımageldi..
çüş dedirten an, o an'dı yine, alakasız bi zamandaydı..
aklım başıma geldi, getirildi..(içses: umarım yarın bunu unutmam.)

bazı şeyleri o an yaşarken yerin dibine geçesim geliyo ama sonradan böyle anlatınca çok komik oluyo, eğleniyorum. Götümle gülüyorum hatta..ama “real time” dedikleri o anda, oh may gott! (Bülent ersoy’un söyleyiş edasıyla.)

neyse “ben normale döndüm”* şu saçmasapanlıklar silsilesinde, çok güzel şeyler de yaptım, çok kötü şeyler de..çok güzel şeyler de yaşadım, çok kötü şeyler de..anlatıcam nasolsa sonra..

tüm bunların neticesinde "ben benim için özelim" lafımı hatırladım, hatırlattım kendime..
unutmuşum..
ama bazen geçte olabiliyor, "keşke şunu yapmasaydım  ya da yaşamasaydım" cümlesini kullanınca..
o zamanda savunma mekanizması giriyo devreye, "daha önce böyle bişeyi deneyimlemedin, test ettin onayladın ya da onaylamadın, yaşamadan bilemezdin.."
o öyle bi kendini kandırışlar, vs. vs..
 “minareyi gören kılıfını hazırlarmış”, benimki minare kıçıma kaçtıktan sonra devre giriyo, onu da belirteyim..
yaşadım da noldu; gördüm yine ebeminkini..görmesemde olarmış.
üzüntü sonrası hissedilen şey karanlık,  ebeminki de..

“ben normale döndüm”* deyip duruyorum sürekli, duruyorum  da Bülent abi’den “hıımm nedir ki normalşarkısı” kulağımda çınlıyor..


şimdinin öncesinde, öncesinin öncesinde, belki de onun öncesinde;  anormal olan durum neydi de ben şimdilerde sürekli bu cümleyi kullanıyorums?
İşin kötüsü sürekli böyle dediğim için kendi kendimden kıllanır oldums..anormal durum çünkü..hissediyorum..
kızıyorum kendime, zihnimdeki kelimeleri dillendirdiğim için..

Bence de’ye bi dönem ara vermeyi düşünürken, blogspot’a yurdum yetkili mercileri tarafından konan yasak işime geldi doğrusu.. doğruya doğru bende yalan yok..yalan söyleyeni de hiç sevmem..
haa iyi bişey mi yasak tabiî ki, değil..fekat bana iyi geldi.. dns ayarlarına bile bulaşmadım, bilerek ve isteyerek, ara verdim..iyi de oldu..oh miss..

Tumblr 'a bulaşayım dedim, “sacura görmek  istiyorum ben” dedikten ve bi foto koyduktan bikaç saat sonra o koca deprem faciasını öğrenince, dumur oldum, kendimi lanetli gibi hissettim. Sonra yazmadım..

Bence de’ye yazmaya ara verdim, defterlere yazmaya ara verdim, kağıtlara not almaya ara verdim, mesajlara ara verdim  ama yine her şeyi biriktirdim;  konser biletleri, tiyatro biletleri, bazen ortak yapılan bi alışveriş sonrası bi fiş, bazen yenilen bi sandviçin kağıdının küçücük bi parçası.
Tüm o parçalar,   baktığımda bana her şeyi hatırlatıyolar..
sadece bana tabiî ki.
yoksa sen baksan, sana, üstünde yazdığından başka bişey ifade etmez..biliyorum.. (bunu yazarken seni yazdığım şeylerin içine çekip, sonrasında aslında bi o kadar da dışarıda olduğunu hatırlatmak için yazdım. Kapiş, sevgili okuyucu.)

yeni türkü'nün çember şarkısı senin için geliyore..
yazcam ben bunla ilgili bişiler de..

ee ben hoşgeldim bence de'ye, yine yeni yeniden..

2 birbirinden muhterem şahıs bende bişi dicem dedi:

Karōshi dedi ki...

O dönemde benim de işime geldi. Oh ne güzel yazmıcam dedim. Dns ayarlarımı sonra değiştirdim ama yazmamaya alışmıştım. Sevgili Okuyucun olarak da seni merak etmiştim. Hoşgeldin.

Mathy dedi ki...

:)) iyi olmuş ozman..
sende hoşgeldin şeker! :)