20110530

içli köfte yanımda halt yesin be bilader..

sevgili Karōshi'ye biraz önce yazdığım cevaptır aşağıdaki..o da bi önceki posta yorum yapmış..ona istinaden sonrasında yazdıklarım, dayanamadım, bildiğim içimi döktüm..

"hatırladım o zamanı, sevdiceğim geldi, diye senle paylaşımı yarıda bırakmıştım, sen hatırlar mısın bilmem..:)
o zamanda iki kişilik yalnızlık yaşıyodum şimdi de aynı..o zamandan tek farkı, artık iki kişi değilim.. iki kişilik yalnızlık yaşamayı reddettiim en sonunda..geç oldu, belki de çok geç, ayrı..
kendimle bağdaştıramadığım şeylere gelince yerde sürünen sarmaşık gibiydim, bi yere tutunmaya çalıştım vaktinden önce, yerde sürünen sarmaşık gibi hissettim sonrasında..
gübrelendim, iyi geldi.. layynn post yazarım ben bunu..iyi ki vardın, iyi ki varsın, uzak olan yakındır.. çoğu zaman cana can katandır, teşekkürler.."

şu geçen zaman zarfında yüzünü görmediğim, kokusunu duymadığım insanlar, adını bilipte hiç adıyla seslenmediğim insanlar, sesini duymadıklarım da var, kadınlar, erkekler oldu hayatımda,  fiziksel olarak hiç hissetmediğim, dokunamadığım, sesini bilmediğim, kokusunu duymadığım.şekli, şemalinin neye benzediğini bilmediğim, belki de çarşıda pazarda yanından yürüyüp geçip gittiğim...ama her darda kalışımda bir telefonla alo deyip, yardım istediğim veyahut mesaj atıp cevap beklediğim..cevapta yazdılar sonrasında..

oınlardan gördüğüm desteği yıllardır, destek olup, koynumda besleyip, her daim yanında olduğum  "dostum" dediğim adamlardan görmedim ben. 
 bunun içinde ağladım geçenlerde, yazmıştım buraya..

yeni bi başlangıçta, insan önce dokunabildiği yakınlarını arıyor etrafında..
bulamadım..
en başında da..
sonrasında da..
dokunabildiklerim, hep bi alo ötesinde sesini duyabildiklerimdi.
Ötelerden destek olmaya çalıştılar, telefonun öbür ucunda, dayanamadığım yerde benimle  birlikte ağladılar.
geçmişte yakınlarımdı, bu zamanlarda hiç yakınım olmasını beklemediğim insanlardı..
acayip destek oldular..
olmaya çalıştılar.. 

bunlar insanı mutlu eden şeyler..
kıymet bildiren şeyler..
hem kendim için, hem de onlar için..
kaybetmem sonrasında..

peki ya gerçekten dokunabildiğimi düşündüğüm insanlar..
bir kucak mesafesinde, dürtebildiğm insanlardı onlar.

dokunabildiğim dediğim insanlardan ki azdır sayıları üç beşi geçmez, bir ikisi haricince hep eldeki üçün birini aldım ben, geçen süre zarfında....
 test edip, kanırta kanırta onayladım.
tee yıllar önce o "dostum" dediğim adamla, piyasanın götlüğü, değişen şartlar ve koşullar babında birbirine kazık atan insanları görüp,  birbirimize verdiğimiz bi söz vardı, "değişirsek, bizde diğerleri gibi olursak birbirimizi uyarcaz, sen benim en yakın arkadaşımsın, söz mü" diye diye.. 
çocukçaymış, o zmanlar bildiğin toymuşuz..
söz verdik..ti..
o sözler geçmişte kaldı..


ve aslında o kadar uzaklarmış ki.
geçen zaman zarfında bir kere bile arayıp sormadı-lar..
bir ihtiyacın var mı?yı geçtim, “nasılsın” demek için bile..  

bi zamanlar "canım" dediğim adamın, artık "el" olmasını şimdilerde nasıl yadırgamıyorsam, onların "uzak" olması da bana hiç koymuyor artık.. 

 “canım” dediğim adam benden çok şey aldı götürdü, ayrı.
Canımdan, bildiğin kocaman bi parçayla gitti..

geçen dokuz ay zarfında, “yapılanma, yenilenme sürecindeyim” diyordum ya, işte, sürekli bunlar zihnimdeydi..
 ve buraya yazmadığım bissürü şey.
34 yaşında bir sürü birikimle, en baştan, yeniden hayata doğunca yeni doğmuş bir buzağı gibi her yanın vıcık vıcık, başta ne yapacağını şaşırıyorsun, titreyen bacaklarla ayakta durmaya çalışıyorsun..
Benim, en şansız tarafım, ben doğarken, beni doğuranın ölmesiydi..
Titreyen bacaklarla ayakta durmaya çalıştım..
Beceremedim tabi..

bildiğin ya da inandığın tüm doğrular ve gerçeklikler temelinden sarsılıyor çünkü..
aslında inandığın masallar varmış, varmış ve hepsi aslında bildiğin gerçek yalanlarmış.. 


ayakta durmaya çalışan beceriksiz buzağı bi süre sonra, olduğu yerde sarmaşığa dönüşmüş..
olduğu yerde dallanıp budaklanarak güçlenmiş, kendince.
Sonra yine bi gün ışığı..
Yerden kalkmayı denemiş, bişeylerden medet umarak, tutunmaya çalışmış..tutunduğu şey ya da şeyler tutunulacak şeyler değilmiş, kendi içinde çürüyen bi odunmuş mesela o şeyler.. bunu, sonrasında öğrenmiş..
üç beş dalı da orda kaybetmiş. 
Zehirlenmiş o zaman zarfında..
Zehirlendiğininde farkındaymış..
 Zehirlenen kısımlarını atmış sonra, devam edebilmek için, ama gövdesi kalınlaşmış bu yüzden..
O yüzden, sonrasında tutunacak bişey aramadan, ayakta kalmayı öğrenir gibi olmuş..
Zaten, nasıl ayakta kalınacağını biliyormuş ama , güneş, hava, su, toprak olmadan asla bi bütün olmayacağınında farkındaymış..
Herşey paylaşarak güzelleşiyormuş  hayatta ve artıyormuş yapraklarının sayısı..

Artan yapraklarım için uzak ama yakın olan herkese teşekkürü bir borç bilirim.
Beni üzen yakın dediğim insanlar için öncelikle kocaman “ ahh” etmeyi ihmal etmiyorum. “Görüp görebileceğiniz en büyük acıları çekersiniz inşallah..kalbiniz benimkinin onyüzbinmilyom katı sızım sızım sızlar umarım..”
Ama sizin sayenizde dökülen yapraklarımdan kendime gübre yapmayı öğrendim ben..bunun için ayrıca teşekkür ederim..

“Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir..”
Bu kimin sözü hatırlayamadım ama iki gündür, zihnimde dolaşmakta..

hayatıma giren herkese bu yüzden borçluyum, onlar olmasa "ben" dediğim über ve süper mahlukat var olamazdı..:) 

p.s: ah be Karōshi' sen nelere kadirsin! yazdırdıklarına bak..
bu sefer gelen olmadı.. :P

Bi de NoMore Virgilius  seni seviyorum, beni okuyan sevdiceğini de..

İyi ki vardınız..varsınız..

p.s: bi kişi daa var ama artık o blog yazmıyor..beni okuyupta bana bi işaret çakarsa, ben ona kırmızıdan bi yıldız çakarım..o da iyi ki var..
:)

5 birbirinden muhterem şahıs bende bişi dicem dedi:

Karōshi dedi ki...

Ben de ikinci kez yazacaktım ama yazamıyorum.. Hafızamdaki güzel yerin.. farklı bir güzellik. Bu kadar söyleyeyim Mathy.. Bir gün bira tokuşturalım diyeceğim ama illa da olması gerekmiyor.. Olursa da olur olmazsa da olmaz.. Güzel olan hep güzeldir.. Tatlı rüyalar ve sen de sağol!

silgi dedi ki...

bosver be meti. eninde sonunda hayvan gibi yalniziz nasilsa.

Gadno Kopele dedi ki...

"şu geçen zaman zarfında yüzünü görmediğim, kokusunu duymadığım insanlar,...
onlardan gördüğüm desteği yıllardır, destek olup, koynumda besleyip, her daim yanında olduğum "dostum" dediğim adamlardan görmedim ben."

memlekete sıklıkla gelip gitmeye başladıkça esefle farketmek zorunda kalıyorum ama bu bizim temel sorunlarımızdan biri belki de.
herkesin işine burnunu sokmak, esas yakınlarının dostlarının belkide bu insanlar arasından çıkmasına şaşmamalı..çünkü orada şu basit kural geçerli:
"Pathos'un ikinci bir değeri daha vardır, nezaket. Başından beri aklın bir eyleminin başlangıcı, insanlar
arası ilişkilerin bir eskizi olan gerçekte olan Yunan nezaketi. İnsan ilişkileri bir ölçüyle, siteyi
değerlendiren mekanın örgütüyle başlar, insanlar arasındaki geometrik olan, hiyerarşik olmayan tam bir
mesafenin kurulması sanatı, darbe vurmamak veya almamak için, ne çok yakın ne de çok uzak olmak."
deleuze nin chatelet üzerine bir konuşmasından, meraklı bir ergenken okuyup, altını kalın harflerle çizmişim..
huzurlu bir hayat ve ilişkiler için denemekten kimseye zarar gelmez.
--darbe vurmamak veya almamak için.

No More Virgilius dedi ki...

Mathy, ben bilmiyormuyum ne harika biri olduğumu?

Sevgiler:-)

Mathy dedi ki...

sevgili Karōshi; :) bi bira tokuşturalım bi zaman, yakın ya da uzak. ama yapalım..

sevgili Silgi; biliyom öyle olduğumuzu ama bazen ötekiler yüzünden unutuyorum..

sevgili Gadno Kopele; önce insan olmakla ve değerlerini yitirmemekle başlıyor herşey sanırım..bi kısım yakınım dediğim insanlar başka evrende yaşıyorlar kendi kurdukları dünyada mutlu olsunlar ama benden de uzak dursunlar..

"darbe vurmamak veya almamak için." bende biraz kanalları kapatıp, koruma kalkanlarımı açtım ama içimde öyle kocaman bi sevgi var ki, dolup dolup taşıyo, engel olamıyorum, hep insanlara bulaşıyorum.paylaşarak çoğalıyorum. evet salağım..

sevgili No More Virgilius, ben de bi kez daa test edip onayladım..:P