20110130

hayat ne garip, vapurlar felan..

Sevgili Günlük,
Son günlerde uyku düzenimi bozdum. Aslında ben bozmadım, kendi bozuldu.
Hani kafama taktığım doğru dürüst bişey de yok ama uyuyamıyorum.
Uyursamda gayet huzursuzca.
Sürekli uyanıyorum.

Dün gece ikiyi geçiyordu, en son saate baktığımda, telefon bu sefer yerde.
Geçen günkü düşme hadisesinden sonra yere koyuyorum artık.
Bu arada bacağımdaki şerit gibi morarık hala geçmedi, pek fena.
Neyse sabahın 9unda kalktım, geç olmuştur diye diye, uykumu almışım, ayrı.
Yok saat 9’a bile gelmemiş,
Ee uykum yok, kalktım.

Evde ekmek kalmamış, kalanları da dün gece çöpe atmıştım, küflenmişler.
Ekmek almaya gitmeye üşendiğimden, dünden kalan pişmemiş pizzanın kenarlarını kemirdim.
Kaç zamandan sonra eve pizza söyledim, canım çok çekti diye onunda bir kısmı pişmemiş, telefon açıp çemkiremeyecek kadar üşengeç olduğumdan, pişen kısımlarıyla idare ettim.
Zaten çoktu, belkiide iyi oldu, hepsini yersem kilo alırdım.
Bi daha olursa çok pis carlarım ama.

Sabah erken kalktığımdan” bu Pazar günü çok uzun bir gün olacak” diye twitter’e tvit bile düştüm, nitekimde öyle oldu.
Günlerdir, “gelince yaparım” diye ertelediğim temizlik olayına giriştim.
Oh miss..
Üç posta çamaşır yıkadım. Gelince her şey hazır…
Öğlen 2 gibi dışarı çıkmak için hazırlandım, sıkıldım çünkü.
Bi de Bülent ortaçgil’le ete kurttekin’nin albümünü almak, ellemek istedim.

O nee, cüzdan yok.

Paniğe kapılmadan birkaç kez her yere baktım, ayakkabı dolabına bile baktım, yapabilirim biliyorum, ama öncesinde temizlik yaptım, yok hiç bi yerde biliyorum, görmedim.
Ve o anda anladım ki Cuma günü cüzdanımı düşürmüşüm takside.

İşin acı tarafı bunu Pazar günü fark ediyor olmak!

Aman yerebbim…

hemen içinde olabilecek kartları iptal ettirdim. Kartlar möhim değil, ehliyet var.o biraz sıkıntılı.arada tesadüfen beni arayan kardeshle konuşurken, “aman o da çok eskimişti zaten değişme zamanı geldiydi,  striptiz bara gidersen olacağı budur” dedimdi.

İkinci aradığım bankadaki yetkili, cüzdanımın bulunduğunu söyledi, takside düşürmüşüm, numarayı verdiler.
Aradım, adam karşının taksisi ve gece 12’de işe çıkıyormuş, biz konuştuğumuzda göztepe’de tamirhanedeydi, cüzdanı almak biraz biraz sıkıntılı bu noktada.

Çünkü yarın gidiyorum.
Nereye, hala belli değil.
Hımmm, sen tabi bunu bilmiyosun, yazmadım..
hala karar verme aşamasındayım gerçi.

Geçenlerde Vedat milor’u izlerken, canım çekti diye, pegasus’unda kampanyası vardı, etli ekmek yemek için uçak bileti aldımdı en ucuzundan, gitmişken de Konya’yı, müzeleri falan gezerim, mevlana’yı ziyaret ederim-etmek isterim ama mesnevisini önce okumalıyım- dedimdi..

Neticede patladı..sanki..

Elimde gidiş dönüş Konya biletim var.

Cebimde 25 tl, evde, kenarda duran bi kredi kartı, kullanımı kısıtlı idi, geçen Çarşamba günü açtılardı, telefona msj geldiydi.

Şans veya tesadüf işte. Ne dersen de.

Bugün başıma gelen hadiseyi birine anlatırken, “çok komik, şaka gibi, çok eğlenceli” sıfatlarını kullanırken, “aynı şey benim başıma gelse ben eğlenemezdim şahsen”dedi bana.
O an bozulmalımıydım bilemedim. Hımm dedim..bu "hıımm" kendimce çok anlamlıydı..

Yapcak bişi yok ki..
Giden gitmiş. Kalan sağlar bizimdir modunda yapabileceğim tek şey bankaları arayıp kartlarımı iptal ettirmek olabilirdi, yaptım.

Hiçte üzülmedim.

Tek kızdığım kendi dikkatsizliğimdi, bi daha olamayacak, biliyorum.

“Başımıza ne gelirse gelsin, olaylara nasıl bakacağımızı biz belirleriz” diye yazmıştım vakti zamanında.
Bu birazda geçmiş tecrübelerimizle de ilintili.


Daha önce telefonumu da kaybettim, kendi salaklığım yüzünden ve bir yaz tatilinde,hiç ummadığımız bi zamanda, çadır tatili yapıyoduk, arabanın camı kırılmak suretiyle eşyalarımızıda çaldırdıktı, eskileri okuyanlar bilen bilir.
İlk parmak izimi o zaman verdimdi.
O zamanlar çok üzüldüydüm..

Artık “cana geleceğine mala gelsin” deyip, koyuyorum götüne gidiyor..

Hayat çokta  güzel devam ediyor…
Öyle yani.

p.s: inanmazsın ama geçenlerde gay bara gittik, baklava dilimli adaleleri olan zatı muhteremler dans ediyorlardı,izledim ama hiçte ilgimi çekmedi açıkcası, danseden hatunları izlemeyi tercih ettim. Çokta keyif aldım açıkçası.


p.s: son zamanlarda yaşadığım gerçekliği sorgulamaya başladım ayrı, burası nasıl bi dünya böyle? Nasıl bi hayat bu diye diye..


p.s: hayat her türlü, her yerde devam ediyor, garip.



p.s: üç beş gün bişey yazmamışsam bil ki Konya’dayımdır..


p.s: Nevşehir yengem…:)

20110129

aynı anda, aynı sessiz geceye doğru




bugün onca zamandan sonra, oturdum ağladım.

hayır oturmadım, yatıyordum.

gözlerimden yaşlar süzülüverdi, durup dururken..

bir dönem daha bitti..gelsin sıradaki.

perşembe günü karneler basılınca, karnelere görüş yazdım, "ikinci dönem daha çok çalışmalısın!", "ikinci dönem biraz daha gayretle zayıflarını kutaracağına inanıyorum." gibi.

14 dersten 12 si zayıf olan çocukların karnesine "ne lan bu, toto mu oynuyon?" diye yazmak istedim  aslında ama yemedi.. kendi kendime dedim, eğlendim, veledin iyi olan dersleri de beden eğitimi ve din dersi..
diğerleri 0 ve 1 olarak gidip gelmekte.. şaka gibi..

bir insan nasıl bu kadar başarız olabilir ki? ya da ilgisiz? ya da alakasız.

cuma günü de karneleri dağıtırken, "ikinci dönem bu zayıfları görmek istemiyorum", "belge istiyorum tamam mı?" diye gaza getirien cümleler sarfettim, bir kaçı söz verdi..
bakalım başarabilecekler mi?


p.s: akşam kaç kişinin evinde dövüş müsabakası oldu merak ediyorum.

20110128

sevgili diyar pala, gözüm üstünde




babasının 5-6 yaşındaki kızından öğrendiği, benimde babasından öğrendiğim muhteşemus şarkıyı sizlerlen paylamak istedim.

babasına "pompalamasyon ne demek?" diye soran küçük kıza babası afallamış bi şekilde, "hani tulumba var ya, işte onun yaptığı şey" demiş.

bu devirde anne baba olmak zor yahu!



p.s: birazdan 14 dersten 12si zayıf olan, çoğunluğu vasat sevgili öğrencilerime karne vermeye gitcem.

28kişilik sınıfta bir kişinin zayıfı yok, o da okul genelinde, 9.larda belge alan üç öğrenciden biri...

bu yılokulda, 9.sınıfa baklayan yaklaşık 250 öğrenci var.

düşünün artık.

gelecek nesil gümbür gümbür geliyore..


herşeyi geçtim, yaşasın tatil!

20110127

Sevgili Günlük,
geçen gün, üç maymunun dördüncüsüyle tanıştım dedim ya, ondan mütevellit beşincisinden uzak duruyorum.
durum bu yani..

20110125

yatak hikayeleri

Sevgili Günlük,
bugün çok komik bişii oldu. sabah bi ara uyanıp uzakta duran telefonuma bakmak istedim kaç olduğunu öğrenmek için.
sonra bir gümbürtü ve  birazda acıyla kendimi yerde buldum; evet evet yataktan düştüm.
sabah saat 6.22yi gösteriyordu ve ben yerdeydim, o an tek düşündüğüm umarım alt kattaki komşuları korkutmamışımdır diye düşündüğümdü.
baldırımı ovalaya ovalaya geri yattım.
lakin uyuyamadım.

her sabah sürünerek  7.35te  zorla kalkan ben, bugün uykumu almış bi şekilde uyandım sabahın köründe, hem de kocaman bir gümbürtüyle.
kahvemi içtim, kahvaltıya gözleme yaptım, ardından bi de ıhlamur içtim; vakit geçmek bilmedi ve vaktinden önce okula gittim..

veletler eve gittiklerinden öğlen bende erken geldim, birazdan kitabımı bitirip ardından biraz şekerleme yapacağım, sonra dışarı çıkacağım.
şimdilik bunu planlıyorum en azından.

bacağımda kocaman bi morluk var sevgili günlük, sabahleyin keşke üşenmeseydimde lasonil sürseydim, bi dahakine aklımda olsun..olar mı?

bi de ben üç maymunun dördüncüsüyle tanıştım galiba. yazcam onu ben sonra..

p.s: veletlerden biri bugün bana Darwin'in kim olduğunu sordu, bende açıkladım, eve gelincede Darwin olayını öğrendim gastelerin birinde.. hımm dedim.
ayrıca dokuzlardaki Ferhat çok konuşuyor. kafam şişti..

20110124

yatak modu, kitap okumak, ohh miss...

İşim gücüm olsa ya uykum olur ya da hasta olurum..

İşim güçüm yok, turp gibiyim maşallah.

Dışarıdaki tüm işlerimi hallettim, üstüne burus’la bir hatta iki keyif birası içtim, ardından eve geldim, saat kaç? Sekiz bile değil..eneee.

Bakma sen, ben yine deli danalar gibi sokaklarda gezinirdim gezinmesine amma aklım yeni başladığım kitapta.. har- murat uyurkulak, hani şurda bahsettiydim, daha yeni okuyorum.

Vakti gelmiş..

Kitapların vakti var Sevgili Günlük, burger king’in “ateş seni çağırıyor” misali, kitaplarında zamanı var, zamanı gelince beni çağırıyor.vaktinden önce nedense okunmuyor, zorla okumaya çalışsanda  okunmuyor..olmuyo bi türlü..zorlamıyorum zaten öyle bişey hissettiğimde, bırakıyorum hemen..

Eskiden yarım bıraktığım kitaplara üzülürdüm, artık üzülmüyorum, bizaman sonra elbet okunuyorlar.

Bugün ikinci kez Masumiyet Müzesi’ni aldım hediye olarak birine..tavsiye edilen bi kitaptı bana, bi türlü elim uzanmadı kendim için kitabı almaya. Parası çok geldiydi başta.ki ikinci kez bi başkasına aldım kitabı, sebep bu olamaz. Sonra hiç Orhan Pamuk okumadım ben. zamanı gelmedi belki de..

Gelir elbet.

söyleyecek, anlatacak çok şeyim var ama aklım kitapta..
gideyimde biraz Har'ımdan okuyayım bari, sonra bi ara nasolsa anlatırım..

Sting - Shape of my Heart

20110123













--) sanırım burda rahat edicez, leon..

uyku kardeşim ver elini- F.K.

Sevgili Günlük,

İki gündür mütemadiyen uyuyorum.

Bedenimin ihtiyacından mıdır, yoksa bendeki rahatlama hissinden midir bilemedim.

Dün akşam üstü 5 gibi yattım, bi kaç saat sonra uyandım, bişiler yiyip, yine yatak modunda bişiler okuyayım dedim, bir bölümü zorla bitirdim, gözlerim kapandı..uyudum yine..anlamadım gitti..

Okullar beş gün sonra kapanıyor, özel dersler bitti, etüt merkezi dersleri bitti, okuldan sonra kalan vakitte biyerlere yetişme, bişiler anlatma telaşım kalmadı..

Ohh miss.

Hele geçen Perşembe gününe inanamazsın, yatağa girdiğimde saat 18.37’i gösteriyordu, 21 gibi kalkarım dedim, saati kurdum, ertesi gün 7.35’te işe gitmek için kalktım. Ama yalan olmasın, saat 5’te bi uyandım, çişim gelmiş ve karnım acıkmış, gidip dolaptaki sushilerden üç beş tane hüplettim. Ellerime sağlık..

Evet sevgili günlük, taze makarna ve tiramisu yapımı derken ben sushi yapmayı da öğrendim..

Bi günlük workshop vardı, yiyebildiğim tüm çeşitleri yapmayı öğretti şef. Şimdi malzemeleri alıp evde yapmaya kaldı maharet. Sabah kahvaltısında sushi yiyebilmem ondandı yani.

“sabah kahvaltısında sushi yerim” ne itici bi cümle, fark ettin mi?

Alkol bünyeyi yormaya başladı sevgili günlük, eskiden dağları deviren ben, artık kadehlerin beni devirmesine alıştım. Geçen gün dışarı çıktık, biraydı, sweet dreams shot’ıydı derken, ben gece sonuna doğru maymun oldum. Kafe pi’nin denenesi, alengirli shotları var, şu yan masada yakıp yakıp pipetle içtiklerinden denemek istiyorum bi dahakine.

gece 2ye gelmeden eve döndüm, bi gün takside sızıp bilmediğim biyerlerde uyancam o olacak. Laleli’de bir azize filminin başka bi versiyonunu çevircez.Korkuyorum.yalnız eve döneceğim zamanlarda çok içmemeli..

Ama çok içmemiştim ki, birden çarptı..

Kış zamanı sigara içen biriyle dışarılarda takılmak çok iğrenç. Sigara içilen mekanlar tercih edildiğinden, o kadar laf söyleyip, sokuşturmama rağmen yine kazanan o oluyor, söylenense hep ben.”Bak yine sigara içilen bi yerde oturursak, havalar güzelleşinceye kadar bir daha seninle akşamları dışarı çıkmıcam” dememi ciddiye almadı sanırım, kendi bilir..

Bugün Pazar, çok sükela bi kahvaltı hazırladım kendime, yedim afiyetle. Şimdi de ıhlamur içiyorum, tarçınlı.

Tüm bitki ve meyve çaylarını şekersiz içmeme rağmen, ıhlamura neden şeker koyduğumu çözebilmiş değilim. Geçen her şey bi milyoncudan camdan tea pot aldım eve, o çok milyondu ayrı. Tüm ot, bitki çaylarını onda kaynatıyorum, hoşuma gidiyor.

Bak ilaçlarımı içmedim.

Çocukların sözlü notlarını vermem gerek,bugün keyfim yerinde. Ödev ve defter listelerini inceleyip bol keseden not verebilirim. Aslında geçen gün yapmam gerekiyordu; dolunay ve regl dönemi üstüste binince, bide üstüne okuldaki bir iki tatsız olay eklenince acayip agresiftim. Bugün iyiyim.

Hem üç beş gün çocuklarla uğraşmak eğlenceliydi..

--) Hocam sözlü notunu neye göre vereceksiniz?
-) yazılılarına, ödevlerini yapıp yapmamasına, defter tutup tutmamasına, davranışa, kılık kıyafete, sakız çiğneyip çiğnememesine göre. ( o sırada ağzında sakız olan öğrenci sakızı yutar.)

--) Hocam bişey konuşabilir miyiz?
-)Notlarla ilgiliyse hayır..

--) Hocam bi tek geometri dersim zayıf geliyor, o da olmasa teşekkür alcam.
-) Her öğretmene aynı şeyi söylüyosundur sen, kesin.

--) Hocam bi tek geometri zayıf geliyor.
-) Ee çalışsaydında gelmeseydi.

--) Hocam matematik karneme 54.5 tan iki geliyor, acaba sözlü notuyla üç olur mu o?
-) Sanmıyorum, sözlü notlarını ortalamaya göre vericem.

--) Hocam ikinci yazılıdan 80 alırsam beni geçirir misiniz*
-) Sen 80 al, ben sana sözlü notu yüz veririm.

--) Hocam nolur karneme sıfır vermeyin, bir gelsin, ikinci dönemi sıfırı kurtaram ben, daha zor.
-) ee, biri kurtarabilcen mi sanki?
--) daha çok çalışıcam, söz.
-) bu dönemki gibi çalışırsan zor kurtarırsın biraz..


*: o öğrenci yazılıdan 18 aldı.

20110119

üç beş yabancı dil

--) öğretmenim, yazılıları okudunuz mu?
---) okudum, , e-okula girdim akşam..
--) ben kaç aldım?
---) bilmiyorum, defter yanımda değil, e-okuldan bak eve gidince.
--) iyi mi aldım kötü mü aldım?
---) hatırlamıyorum. İyi aldın sanırım.
--) kaç aldım?
---) bilmiyorum dedim ya. Başka hangi dilde söyleyeyim sana? i don’t know.
--) ben anlamam ingilizce’den. Kürtçe söyleyin bi de.

Bunun üzerine ‘bilmiyorum’ un Kürtçesini sınıftaki, yanımda sözlü notu istemeye gelen diğer bi kaç çocuk yardımıyla öğrendim. Onlar kendi aralarında “o  öyle söylenmez böyle söylenir” diye tartıştılar küçük çapta, bense öğrencilerimin memleketlerini ve İstanbul’a nereden geldiklerini ve kürtçe’de “bilmiyorum” nasıl deniri öğrendim..

p.s: kürtçe söyleyin bi de diyen çocuk, hiçbir ideolojik amaç taşımıyodu, öyle derken, kendi dilinde bilmiyorum'u dedikten sonra bile "50nin üstünde mi aldım altında mı aldım" diye sorularına devam etti. her bir sorusuna bilmiyorum dedim..:)

p.s: “sınavlar bitti” diye ders işlemek istemeyen öğrencilerle “eğitim öğretim devam ediyor” diye ders işlemeye çalışmak beni acayip yoruyore. Karne gününe 8 gün var daha. Şimdilik sözlü notlarıyla ve tehdit unsuruyla ders işliyorum ama öbür hafta ne yapacağım BİLMİYORUM.

20110118

keyifli anlar





an itibarıyla kocaman bir kazandibini mideye indirmenin, bünyede yarattığı etki paha biçilemez.
bir tane daha olsa, afiyetlen onu da yerim..

p.s: iyi ki bir tane almışım..

20110116

ilaç

sevgili günlük,
yaklaşık 5 haftadır hastayım, yorgunum, güçsüzüm.
etüd merkezi, birebir dersler ve okulun çok kötü fena olan fiziksel şartları yüzünden bu durumdayım.
bi de grip aşısı olsum sezan başı, olmasam vay halime.
özellikle şu son iki hafta hasta olmamalıyım derken, daha beter hasta oldum.
daha az ilaç kullanmaya çabalarken, evdeki ilaç kutusu sayısı her geçen hafta daha da artmakta.
bu nasıl bişey anlamadım.
bugün kullandığım ilaçlar yüzünden zehirlendim, acile zor yetiştik.
okulda görev vardı, neyseki orda başıma geldi de hemen yardım ettiler. Ceyda hocam saolsun.
sol kıçımın lobuna acılı bir iğne, bikaç alerji hapı ve vücudum için solüsyon verdi Dr. hanım.
ilacın etkileşimini gidermek için bile ilaç kullanmak zorunda oluşum bende dumur etkisi yaratıyor düşündükçe.

alakasızca bi anda, ki Hatice hocam'la geyik yapıyoduk-çok komik sonra yazcam buraya-aniden fenalaşınca, herşeyin "an"lık olduğuna karar verdim.
o karar daha önce vermiştim zaten ama birkez daha test edip, onayladım.

şu an ben burada olmayabilirdim.
eneee..

tesadüfen kardesh aradı, ona söyledim. annemle babama söylemeyi düşünmüyorum, üzülmesinler.kardesh ağzından kaçırmasa bari.

eve gelir gelmez bana dokanan( özellikle dokanan)  ilacı küfrede küfrede çöp poşetine fırlattım, layyn senin yüzünden ben bugün az kalsın gidiyodum, diye.

bugün de böyle bişi yaşadım ben.

iyiyim

sadece uykum var..





p.s: Melis Danişmend'ten "Derinde bir şey var" ı dinleyin..
o, benim şarkım..

20110115

kimi zaman gardayım, yanımda bavulum; yılgın ihtiyar..

acısız içli köfte severims.

farkettimki acı dediğin şey, tek başına yaşanıyor..
aynı acılı çiğ köfte yemek gibi bişey.
acısının bünyede bıraktığı etki, kişiden kişiye değişiyor.
bi de o acısız sevilen çiğ köfteye,  extradan biber ekenler var ki onlar sadece işin eğlencesinde.
"abi, acısız yenmez bu!"

p.s: sana mı sorduk dümbelek!
çıkan benden çıkıyo..
sen, bende bıraktığı etkiyi bilmiyon..

20110113

realite ve duvar örücülüğü

"örülen duvarlar, enine ve boyuna olmak üzere iki yönde ilerleyebilir.. biri uzadıkça uzar, biri genişledikçe genişler.."


p.s: bu lafı ben dedim, kendime..



 

20110112

anlayana sivrisinek ve çuvaldız

Bir ben anladım
nasıl sevdiğimi
bir de kuşlar
ve bulutlar

Gün gelir sen de anlarsın
nasıl sevdiğimi
kuşlar
bulutlar kadar

Gün gelir
susar yürek

Ölüm ağlar.* 


p.s1: sehpa üzerindeki kendime iş edindiğim, okumam gereken kitaplar yığınından bir kitap aldım elime. G.nin yılbaşı hediyesi.
Gözümü kapadım, elimi rastgele bi sayfaya koydum okudum, yazılanlar biraz siyasi geldi, kapadım.
Bi daa gözümü kapadım, parmağımı rastgele yine bi araya, sayfaya koydum, bu şiire denk geldim.
Hoşuma gitti, yazdım.

p.s2: aklımın ermediği bazı şeyleri yeni yeni test ediyorum.
Şimdilik onayladığım bişey çıkmadı şahsen.
At koşturmak isteyen ancak sahalar uygunsa koşturabilir.
At sahiplerine ve pist sahiplerine hatırlatma yapmak gerek..
izinsiz sahalarda koşunca olan, çimlere oluyore..
Yazık..

p.s3:* Refik Durbaş

japonya ve laponya, gitmek istediğim iki farklı yer..

Rüyamda Japonya’ya gidip ki oraya gitmeyi çok istiyorum, hızlı trene -belki de metro- binip,  boş bulduğum  bir yere oturup- bu imkanlı mı bilmiyorum-,  karşı koltukta Türk olan  bir Almanca bir de Türkçe öğretmeni  ile tanışmamın bir anlamı olabilir mi acaba? 
Rüya işte..
Hayırlısı..

O örtmenlerden biri küçüçük Japon bi kız çocuğunu seviyodu, o kadar küçüktü ki, miniminnacık..
Kucaklayasım, içime alasım geldiydi..

p.s: uyandığımda kendime kendime, rüyamda japonyaya gidip trene bindim ve ben orda türklerle mi tanıştım? dedim.rüyaya bak..
daha önce olmuştu, yine olabilir.:)
neden olmasın?  

20110110

aşk mutfağından yalnızlık tarifleri

“Bana gördüklerinizi getirmeyin. Bana gördüklerinizin ardındakini getirin. Eğer bir şeyin arkasını görmek için çaba harcamazsanız, o size istediğini kadarını gösterir. Çünkü unutmayın, her şey aslında göründüğünden farklıdır.”


Sf. 117 Yekta Kopan- Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri



p.s1: yazarken fonda Melis Danişmend'in Sır adlı parçası çalıyordu..
p.s:2: bu Yekta Kopan'ın  şu "süreç"te okuduğum ikinci kitabı..adamı seviyorum..başka da kitaplarını okumamıştım zaten, arkası gelecek, biliyorums.
p.s2: cumartesi gecesi Melis Danişmend'in konserini izlemeye gittim, tek başıma, sahnesi güzeldi.. 
o da "sesini sevdiğim kadıngiller" listesinde..
onun sesiyle de evlenebilirim.. 

20110109

son günler

bloga bişiler yazmak için oturup, bi sürü şey yazıp, sonra bi anda "delete" tuşuyla silmek, son günlerdeki yeni uğraşılarımdan..
çok şey var yazmak istediğim, yazdığım ve sonrasında sildiğim.
öyle işte..
neyse ..
ben bugün spora başladım en nihayetinde.
yaşasın.

20110105

içimdeki şeytan

İçimizdeki Şeytan'ı okuyorum yeniden, Sabahattin Ali'nin.

Ömer gözüyle, Macide kadar iyi dürüst ve erdemli biri olamadım şu hayatta, olamayacağım da..

20110104

davar ve duvar arasındaki fark

bazen "bilmiyorum" yerine "karar veremedim" demek daha uygun bir cümle olabilir..
bazen tabi.
çünkü bazen "bilmiyorum" çok iğreti olup, benim sinir katsayımı katrilyonlarla çarpmama sebep olabiliyor..
mesela "şu an"..


p.s: içses "sen bilirsin o zaman" deyip, koruma kalkanı duvarlarını kat be kat örüyor, hem kendim için, hem karşımdaki için. uçan tekmelerle dalmayı seven bi insanım.
allaaım tekmelerimden korusun..
duvarlar o yüzden..
karşımdaki davar şu an için, ayrı..:)