insanların birbirinden bi beklentisi olmadan, bişeyleri paylaşabilmesi ne güzel bişidir değil mi?
birlikte vakit geçirmek, konuşabilmek, "an"ı, bazen birazda öncesini paylaşmak bu olsa gerek..
acayip şeker insanlarla tanışıyorum, adem ve havva cinsinden.
ve acayip eğleniyoruz..
paylaşarak arttığımı söylememe gerek yok sanırsam..
gözlerimin içi gülmeye başlamış yine, eskilerden arkidişlerim söylüyolar bunu bana..
ve ebet, bende farkındayıms.
:)
20110619
20110618
güzel günler
bugün karne günüydü..
acayip dolu yaşadım, gözlemledim, yazcam bi ara, yazdım hatta düzeltmeler sırasında üşendim..
sonra aylardan sonra bugün saçlarımı kestirdim, değişik bişey oldum..
alışamadım kendime bi kaç saattir..
o kadar yorgunluğun üstüne rahatlamak için yemek yaptım..
sonra bugün bi kadınla tanıştım, beni hissetti, elektiriğimi hissetti, ben onu hissettim...içim kıpır kıpır, anlatılmaz yaşanır..o biçims..
gelecekteki ben'in mutluluğundan, enerjisinden tüyleri diken diken oldu, gördüm..
hobarey dedim..
3 vakte kadar..
herşey çok güzel..
daha da güzel olacak..
günün sonu; seneye yani eylül ekimde, kendime plazma tivu alacaktım, bugünden sonra, o parayı, Hüseyin'in dersane parasına vereceğimdir..
o kadar huzurluyum ki.
anlatamam...
:)
gerçek mutluluk budur diyebilirim.
o derece..
:)
acayip dolu yaşadım, gözlemledim, yazcam bi ara, yazdım hatta düzeltmeler sırasında üşendim..
sonra aylardan sonra bugün saçlarımı kestirdim, değişik bişey oldum..
alışamadım kendime bi kaç saattir..
o kadar yorgunluğun üstüne rahatlamak için yemek yaptım..
sonra bugün bi kadınla tanıştım, beni hissetti, elektiriğimi hissetti, ben onu hissettim...içim kıpır kıpır, anlatılmaz yaşanır..o biçims..
gelecekteki ben'in mutluluğundan, enerjisinden tüyleri diken diken oldu, gördüm..
hobarey dedim..
3 vakte kadar..
herşey çok güzel..
daha da güzel olacak..
günün sonu; seneye yani eylül ekimde, kendime plazma tivu alacaktım, bugünden sonra, o parayı, Hüseyin'in dersane parasına vereceğimdir..
o kadar huzurluyum ki.
anlatamam...
:)
gerçek mutluluk budur diyebilirim.
o derece..
:)
20110611
20110608
20110604
bildiğin isyan bendeki
bugün dolmuşta eve dönerken, tüyap'ın orda kırmızı ışıkta beklerken, "ne farkı var ki şu 'an'ın öncesinden" dedim kendime..
hep yalnızdım..
öncesindede tek başına tiyatroya gidiyordum ya da tek başına sinemaya.. sonra tek başıma yemek yiyordum acıktıysam eğer.sonrasında eğer canım bişiler içmek istiyorsa ve taksim'de olan birileri var mı yok mu diye üç beş alo'dan sonra, varsa takılıp, yoksa ister otobüsle ister taksiyle eve dönüyordum., yalnız başına, yalnız başıma..
bizim olan, ama en çok benim yaşadığım, yaşattığım eve.
ben hep kendimleydim ya da kendim benle..
bi sürü sinema filmi izledim, bi sürü de tiyatro oyunu izledim ben tek başıma, bi sürü kursa gittim, konserlere de gittim bu arada...
çok zaman geçti..
çokta zaman geçirdim..
olması gereken, olması gerektiği yerde hiç yokmuş.
olmamışmış..
olması gerektiği yerde olmayanı hep beklemişim mesela ben...
olması gerektiği yerde derken, -ması bi gereklilik kipi değil orda, orda ki bi insanın hayatında yer ediyorsan ya da o yer ediyorsa, onu bi şekilde meşgul ediyorsan eğer, ona ve ikinize zaman ayırman, özen göstermen gerektiğiymiş..
olmamışmış..
ne farkı vardı ki bugün kendimle birlikte yaptıklarımın öncesinden? diye sordum kendime, dolmuştayken.. yoktu..
yokmuş..
duurrr, var biraz aslında.
artık kimseyi "eve gelecek misin, ne zaman geleceksin" diye aramıyorum mesela ben..
bu benim için de büyük bi konfor..
beklentisiz yaşamak acayip bi lüks, şu an için..
p.s: uzun süreli ilişkilerde sevdicekler birbirlerine nasıl davranması gerektiğini unutabiliyor bazen..
bunu farkettim ben geçen zaman zarfında.
normaldir, alışkanlık, bilinmişlik falan devreye giriyor.
aşk bitiyor.. taraflardan biri sürekli bunu söylüyor.
arada sevgi var, sevgi devam ediyor alabildiğince..
öyle sanıyosun..
kendince..
o sevgi için, herşeye katlanıyorsun.
yine kendince.
ama o sevgi boyutu da taraflardan birince şekil değiştirince isyanlar başlıyor..
kabullenemiyor insan...
hele ki durumu sonradan öğrenince.
doğal olarak...
sürekli isyanları oynuyorsun.
ve bunu her hissettiğinde, karşındakine hissettiriyorsun..
acı çektiğini hissettirmeye çalışarak..
p.s: karşındakininde çokta tınında zaten durum..
hobarey...
hep yalnızdım..
öncesindede tek başına tiyatroya gidiyordum ya da tek başına sinemaya.. sonra tek başıma yemek yiyordum acıktıysam eğer.sonrasında eğer canım bişiler içmek istiyorsa ve taksim'de olan birileri var mı yok mu diye üç beş alo'dan sonra, varsa takılıp, yoksa ister otobüsle ister taksiyle eve dönüyordum., yalnız başına, yalnız başıma..
bizim olan, ama en çok benim yaşadığım, yaşattığım eve.
ben hep kendimleydim ya da kendim benle..
bi sürü sinema filmi izledim, bi sürü de tiyatro oyunu izledim ben tek başıma, bi sürü kursa gittim, konserlere de gittim bu arada...
çok zaman geçti..
çokta zaman geçirdim..
olması gereken, olması gerektiği yerde hiç yokmuş.
olmamışmış..
olması gerektiği yerde olmayanı hep beklemişim mesela ben...
olması gerektiği yerde derken, -ması bi gereklilik kipi değil orda, orda ki bi insanın hayatında yer ediyorsan ya da o yer ediyorsa, onu bi şekilde meşgul ediyorsan eğer, ona ve ikinize zaman ayırman, özen göstermen gerektiğiymiş..
olmamışmış..
ne farkı vardı ki bugün kendimle birlikte yaptıklarımın öncesinden? diye sordum kendime, dolmuştayken.. yoktu..
yokmuş..
duurrr, var biraz aslında.
artık kimseyi "eve gelecek misin, ne zaman geleceksin" diye aramıyorum mesela ben..
bu benim için de büyük bi konfor..
beklentisiz yaşamak acayip bi lüks, şu an için..
p.s: uzun süreli ilişkilerde sevdicekler birbirlerine nasıl davranması gerektiğini unutabiliyor bazen..
bunu farkettim ben geçen zaman zarfında.
normaldir, alışkanlık, bilinmişlik falan devreye giriyor.
aşk bitiyor.. taraflardan biri sürekli bunu söylüyor.
arada sevgi var, sevgi devam ediyor alabildiğince..
öyle sanıyosun..
kendince..
o sevgi için, herşeye katlanıyorsun.
yine kendince.
ama o sevgi boyutu da taraflardan birince şekil değiştirince isyanlar başlıyor..
kabullenemiyor insan...
hele ki durumu sonradan öğrenince.
doğal olarak...
sürekli isyanları oynuyorsun.
ve bunu her hissettiğinde, karşındakine hissettiriyorsun..
acı çektiğini hissettirmeye çalışarak..
p.s: karşındakininde çokta tınında zaten durum..
hobarey...
20110602
Adele - Set Fire to the Rain Lyrics
p.s: tesadüfen duyupta, günlerdir repeat'te dönen bir parça olur kendisi..pek sevdim.
akşam kafa rahatlatmak için, yemek yaparken dinledim en son, bolcana.
ne mi yaptım yemek olarak?
canım günlerdir zeytinyağlı biber dolması istemekte, fekat bugün eve gelirken bi yerlerde bi de etli biber dolması kokusu duyumsayınca, anneelrden biri yapmış mis gibi kokutmuş ortalığı, canım onu da çekti..
hangisini yapsam diye düşünürken, kendimi marketten kıyma alırken buldum.*
aldığım yarım kilo dolmalık biberi büyük, küçük diye ikiye ayırıp, bi kısmını zeytinyağlı pirinçli, bi kısmını etli bulgurlu doldurup pişirdim..
artık bi konuda "kararsızlık yaşıyorum" diyemem, çünkü öyle bir anda kararsızlık yaratan iki, bazen üç, hadi bilemedin bazen de dört durumu birden yapıyorum. sorun kalmıyor.. bazen de hiç yapmıyorum, o zaman hiç sorun kalmıyor. :)
ister aldığınız dolmalık biberleri ister sayıca yarıya ayırın, ister büyük, küçük diye ikiye ayırın, neticede bişey farketmiyor, sonuçtaysa hiç bişey değişmiyor..
farkındalık fark'tan geliyor..
konumuzla alakası olmasa da yazayım dedim.
aslında önemli olan, biraz öncesi belki de biraz sonrası...
anlayana..
p.s2 *: o cümleyi okuyupta etli pişirdiğimi düşünenleri eseflen kınarım..hala tanımıyorsunuz beni , hala...
:P
20110601
bence
"şimdi, herşey olması gerektiği gibi"
ne geç, ne erken, sadece şimdi, herşey olması gerektiği gibi.
:)
ne geç, ne erken, sadece şimdi, herşey olması gerektiği gibi.
:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)