20111228

sevgili Noel baba, bir isteğim var, söz, bu yılbaşı kırmızı don giyicem..

günlerin haftaların nasıl geçtiğini anlamıyorum, genelde bunu cuma günleri farkediyorum.. "aa bugün  haftanın son günü" diye..
o süreçte, günler nasıl geçiyor anlamıyorum. gerçi sabahın köründe, sürünerek ve küfrederek kalkıyorum ama yine de kalkıp işe gidiyorum, sonrası geliyor.
sinema, tiyatro, konser, özel ders kalan vakitlerde internet ve daha çok uyku ile zamanı dolduruyorum..
boş bulduğum ve uyuyabildiğim her anda uyumaya çaılışyorum. bi dönem bu olay istemsizce gerçekleşti, sürekli uyuyordum.
o da fitamin eksikliğinden.
malumunuz ben akdeniz anemisi taşıyıcısıyım, ilaçlarımı bi süre kullanmazsam bana yorgunluk ve uyku olarak geri dö-nü-yor.
deneysel modda acaba mı, diye bu konu üzerine çalıştım, test ettim onayladım.
ilaç larımı kullanmayınca durum ayyuka çıkıyor.
ilaç+folik asit+b fitamini alınca sistem normale dönüyor..

onun haricinde, arada bir de hastalıklarla falan uğraşıyorm..
genelde nezle-grip modundayım ki bu yıl grip aşısı yaptırdımdı düşünün artık..
her ay mütamadiyen bi salya sümük olma durumumuz var..
sümüklü böcüklerlen yarışırım..hatta çok pis kapışırım..

duygusal hayatımıza üç beş insan girer gibi oldu, farklı farklı zamanlarda tabi. lakin adamların hepsi de sigara kullanıyordu, daha düşünce balonumu şişirmeye başlamadan, sigaralarıyla patlatılar bir bir..

"yaş geçince koca bulmak zorlaşır, çok seçici oluyor insan" diye öğüt veren ablaları, şimdi anlayabiliyorum.
benim derdim koca değil, aşık olabileceğim bi adam olsun istiyorum hayatımda, ben onu seveyim, o beni daha çok sevsin,  bi de sigara kullanmasın.
bi de yaşı yaşı yaşıma uysun.
bi de akıllı olsun.
bi de maydanoz sevsin.
bi de denizden korkmasın.
bi de konuşmayı sevsin ama çok konuşmasın.
bi de bana anlatacağı şeyler çok olsun.
bi de gezmeyi sevsin.
bi de kitap okumayı.
bi de sinemaya, tiyatroya gitmeyi.
bi de içkiyi sevsin ama ben gibi alkolik olmasın.
bi de mizah dergisi okusun.
bi de müzik dinlemeyi sevsin.
bi de arada bi yemek yapabilsin.
bi de gözleri güzel baksın.
bi de...
bi de..
bi de..*

evet evet, yaş geçince istekler artıyor, hepsinden geçtim, aşık olacağım adam önce insan olsun, kalbi bulunsun isterim.**

p.s. ** çok şey istediğimin farkındayım ben, bi de* dediklerimin hepsi kolay şeyler bilirim... :)))

20111227

eşitlik

"girdabın büyüsüne kapılıp d,a kurtaramadığım tek bi'insan bilirim, ben de onunla birlikte yittim.o hala derinlik sarhoşluğunda, dibe batmakta."
dedim twitterda..
kim derinde, kim derinde değil, kim batıyor  ya da batmıyor, bilinmeden, tartışılır.*

p.s: *kendi adıma, ne tartışcam!? herkes kendi hayatını yaşıyor, gayet mutlu mutlu, oh mis..
herkes olduğu yerde mutlu olsun, ahı olan insanların da ahı tutsun inşallah...
o kadarda olumluyum..

p.s.2: bi süredir mavi rengi sever oldum..nedendir bilinmez..

20111225

zaman zaman

olması muhtemel olan şeyler var.
birde olması muhtemel olmayan şeyler..

bir süre sonra olması muhtemel olmayan şeylerin, olması muhtemel olan şeylere dönüştüğünü görüyorsunuz.
sonra yine bir karar ya da seçim aşamasında; olması muhtemel olan şeylerin olduğuna kanaat getirip, birde olması muhtemel olmayan şeylerin olamayacağını düşünüyorsunuz.
sonra herşeyin, bu döngüde başa sardığını düşünüyorsunuz ama aslında başa saran biey yok..
zaman, dediğimiz o kıçıkırık zımbırtıda olay bitiyor..

olması gereken ya da gerekmeyen herşey olması gerektiği zamanda gerçekleşiyor.
siz o şeyin, "o an"da olmasını ya da olmamasını isteseniz bile..

zamanla konuşabilmeyi öğrenebilen insan yavrusu ben, bu anlamda gerçekten Zaman'la konuşabilmeyi istiyorum.
işin kötüsü az biraz çözmeye başladım da..

p.s. derin laflar ettim burda, bakalım, kimler anladı?
anlayanlar bi el kaldırsın lütfen..

20111219

kürk mantolu madonna yı pek severim..

"Ne olur? Anlaşamayacağımızı anlarsak veda eder ayrılırız... Bu o kadar mühim bir felaket mi? Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler,hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. herkes tabii olanı kabul eder, ortada ne hayal sükutu, ne inkisar kalır... "

 -Kürk Mantolu Madonna..

20111218

yaşım 35, kilom 55, boyum. 1,65

en az üç posttur bişiler yazıp sonra onları siliyorum.
bişiler yazasım var, ama sonradan yazmak istediklerimin o olmadığına karar veriyorum, hoppp güle güle..

neyse..
yarın 8 haftalık sürecek besin-alkol diyetine başlıyorum, bugün bunun şerefine bi porsiyon iskenderi afiyetlen mideye indirdim, hiç pişman diilim..
eve gelincede iki kadeh kırmızı şarap, oh mis..

genelde diyet yaptığım zaman aksine kilo alırım ben, ters teper ünyemde..o yüzden diyet yapmam..
bu diyet diğerlerinden farklı, tamamen benle, irademle alakalı..
adı diyet yani..
kim kazanır bilinmez ama bu sefer kazananın ben olmasını istiyorum..*


p.s: *:içses:  kuzum bu, olaya nerden baktığınla alakalı, aslında kazanan hep ben olmuyor muyum?
öteki içses: hayır mathy, bu sefer durum farklı..
öbür içses: sabırsızlıkla gelecek günleri bekliyoruz, çok eğlenicez sanırım, çekirdekler, biralar, cipslerimizi hazırladık biz.
içses: yaa arada bir iki kaçamak serbest olsun, hem yılbaşı falan var. ama ya..
öteki içses: ahanda şimdiden koyverdin..
ben: layynnnnn! susun, uyucam, yarın erkenden dersim var.

p.s2: hedefimiz 50 kilo, bildiğin koca bi patates çuvalı.
agira cinsinden.
kızartmalık.
:P

20111214

anneler ve tavşanları bi de eski sevdicekler, yer ederler.

11.11.11 benim doğumgünümdü, hani bu yıl için çok alengirli bi rakam falan ya, ben doğumgünümü kutladım, üstelik gayet ironik bi şekilde yolu yarıladım..şiirden mütevellit, ikinci yarıma başladım, ertesi gün..
o tarihte bissürü ama bissürü insan aradı doğumgünümü kutlamak için ama 15 yıllık sevgilim, bi zamanlar canım dediğim adam aramadı beni, bekliyodum arar diye..
hani sevgililik falan sona erdi ama, dile kolay 15 yılda biz beraber büyüdük..öyle diyordum.
hala da diyorum.
aramaması bana acayip koydu.. dandik bi tarih olsa hadi neyse ama millet orda burda bangır bangır bağırırken, 11.11.11 diye, ona rağmen hatırlanmıyor olmak, "hımm" dedirtiyor insana..
dedim de zaten..
çok üzüldüm bi kez daha ayrı, kocaman.
çok pis koydu....
anlatamam..
bu muydu yani dedim..


dün, 13.12.11, annemin doğumgünüydü.
akşam üzeri geç bi saatte aradım, her ne kadar erkenden aramak istesem de arayamadım, yanında olamasam da doğumgününü kutladım..
sonra alakasızca, hatta demin,  annemin bana küçükken, elindeki tülbenten yaptığı tavşanlar geldi aklıma , gülümsedim.
beni güldürmek için dizime dizime gelen koca kulaklı tavşanlar, annemdiler..
gülücük sesleriyle hatırlanacak bi an..
küçüktüm..



p.s: anne dediğim yaratığın ilk 20 yıllık hayatında ben yoktum şahsen, ama sonrasında kendimi bildim bileli doğumgününü kutladım, ben onunla varım çünkü..
p.s.2: ağlama mathy, ağlama, duygusala bağlama, rüyanda anne elinden çıkmayan tavşanlar kovalarlar sonra...

20111213

ben, sen ve öteki asla biz olamadık

ortak tanıdıklarla karşılaşıyorsun yıllar sonra..
"biz ayrıldık" diyorsun, sorduklarında.
"iyi ki bitmiş" diyorlar.
"niye ya o kadar kötü müydük?" diye soruyorsun.
"yoo, size imreniyorduk ama senin için üzülüyorduk." diyorlar.
"niye" diyorsun.
"çünkü onu hiç senin yanında göremedik biz." diyorlar..
sonra, sessizce düşünmeye başlıyorsun.
evet ya, ben yani sen hep yalnızdın..

evet, sen de bunun farkındaydın ama ben?

bu hikayede sen bensin, ben de senim.
bizi yalnız bırakan hep ötekiydi..
peki o bunun farkında mıydı?

sanmıyoruz..

20111211

alıntı

"Her gün yenilenirim ben. Sabah uyandığımda doğarım, gün boyunca büyürüm ve akşam yatarken ölürüm."

sf.24, Cam Kent-Paul Auster

20111208

anlık

hala dedi,  hala devam ediyor..
etmiyor dedim.
ediyor dedi.
sen beni ne kadar tanıyorsun ki dedim.
bana dair olanları ne kadar biliyorsun?
ne kadarını biliyorsun?
bilmiyorum dedi.
sus o zaman, konuşma, yargılama dedim.
daha önce böyle bişeyi yaşadın mı dedim.
hayır dedi.
o yüzden anlayamazsın dedim.
peki dedi.
ama hala devam ediyor diye de ekledi.
bişey demedim.

20111206

an be gün be an

iç'im çok sessiz..

harfler bir yerden sonra kelime oluyorlar

parmaklarımın ucunda, bir sürü harf..
hepsi birbirinden bağımsız, bulunduğu klavyeye göre sıralanışı standart ama..
içinde bulunduğum duruma göre yönlendirip, şekillendirip, kelimelere dökebiliyorum onları.
kelimeler, anlık kölelerim..
istersem acı acı konuşturup, istediğimi de şekerlerle süsleyebiliyorum..
seslerini çıkarmıyorlar.
ben onları okumadıkça seslenmiyorlar çünkü.*


*: senin onları şimdi, sesli okuman bişey ifade etmiyor çünkü onlar benim kelimelerim olduğumdan benim sesimle duyman lazım. ne kadar sesli okusanda , okumaya başladığın anda, onlar senin kelimelerin oluyor, benim değil..

**: içimdeki kelimeleri seslendirdiğimde, boğulmaya başladığımı düşündüğüm bi an da,- belki gün yanlıştı, biliyorum- bir iki el hareketiyle olaya işlerlik kazandırıp, "artık yeter" dediğimde, belki de o an herşey bitmişti. bilemedim ben..

"o" günden sonra, şakayla karışık da olsa, beni sevip sevmediğini her soruşumda, beni eskisi kadar sevmediğini, sevgisinin azaldığını söyledi eski sevdiceğim..
birşey diyemedim, dediklerini kalbim kırık, içim buruk dinledim, her sorduğumda.
"seni önceki kadar sevmiyorum"..


p.s1: o gün, onun doğumgünüydü, benim patladığım andı. anlık zamanlarda, bir araya geldiğimiz bir zamandı..öncesinde ya da sonrasında, ortak vaktimiz yoktu..
p.s2: o zamana kadar, "artık yeter" diyene kadar, o ne yapmıştı ya da yapmamıştı, o bunu hiç sorgulamadı..
sadece, o günden sonra beni daha az sevmeyi tercih etti..benim tepkilerimden dolayı..kendine göre, haklıydı.
ben birşey diyemem bu hususta.

20111204

dilek

eski evimin perdelerini gördüğümde, onların sadece "perde" olarak etki burakacağı günleri dört gözle beklemekteyim.

yaşanmışlıkların ve iz bırakan şeylerin tez zamanda unutulması dileğiyle..
tamam mı Sultan?