fosur fosur kan ter içinde uyandığın bi sabah..
belki de, öncesi..
evet evet, öncesi..
biraz öncesi...
hikaye az çok, o zamandan başlıyor.
...
kardesh, regl olmuş, acayip üşüyor..
kullandığın bi yorgan, incecikmiş; kardesh öyle diyor, ki üstünde bi kırmızı polar battaniye..yetmiyor.
kardesh hala üşüyor, gidiyorsun misafirler için olan turuncu yorganı getiriyorsun, örtüyorsun üstünüze.
acayip bi ağırlık, sankim eziliyorsun..
...
kardeshin ayakları, benim ayaklarıma değiyor, ısıtmaya çalışıyorum ki bana dokunan ayakları hiç sevmem, ayaklarımda gece çorapları, bu gece..
gece çoraplarım var ama bilemedim şimdi ben..
belki de üşengeçlikten çıkarmadığım gündüz çoraplarıydı onlar..
ıyykk ne fena di mi? :)
gerizekalı bi twitter kullanıcısı densizinden, gece yatağa çoraplarıyla giren kızlardan mısın?, diye sormuştu. bende "sana ne" dedimdi..
ayaklarım üşüdüğünde, ayağımda çorapla yatağa giriyorum, hatta bazen pijamalarımın paçalarını çorabımın içine sokuyorum, ne var?
üşüyorum..
bu kadar basit..
bünyede biraz kansızlık da var, ayrı..
gerçi kalmadı o..
içtiğimiz şaraptan mütevellit..
dün, kardesh ayaklarını uzattığında, du bi dakka deyip, pijama pantullarımın paçalarını çorabıma sokunca bana, ayy hiç seksi değilsin, dedi, gülerek, "sevişmicez nasolsa, ayaklarını ısıtmana bak" dedim, kıçım dönük, ona kıçımı sallarken ve o da bana sarılırken..
gülüştük, bi sürü..
ıhıı ıhıı hııı, ahhaa ah aha modunda..
ayakları harbi, buz gibiydi..
ve her daim üşüyen ben, ayak ısıtıyordum.. ahaaa.
şaşılacak bi şeydi..
şaşırdım..
kardesh şu dünya üzerinde anlaşamadığım ve aynı zamanda, çok iyi anlaştığım yegane biridir.. yegane diyorum, çünkü ondan başka biri yok... artı başka kardeşim de yok.. :)
sen, ben gene dibe vurma vaziyeti yaşa, saçmasapan, sonra kardeshle konuş, sonra, o gelsin, seni mutlu hissettirsin varlığıyla...
-beni seviyor musun?
evet, seviyorum..
-iyi ki geldim di mi?
evet, geldin..
ve iyi ki geldin, kendimi mutlu hissettirdin, farkındalık yarattın, yeniden....
teşekkürler..
bu epey bi devam eder, sanırsam..
şimdi birlikte olduğun, eski sevgilim adı, ismi lazım olmayan kişiye kestane şekerleri içün teşekkür et...bi da, bi daa..
okuyosan tabe...
seni seviyorum...
çok kez işittin benden ama okuyunca farklı etki yaratır, belki...
iyi ki varsın...
p.s: üçüncü bi kardeşim olsaydı onu bu kadar sever miydim bilmiyorum ama muhtemelen yaşı küçük olsaydı sevgi manyağı ederdim, hele ki bi de oğlan olsaydı.. amanın..
ne ps mi?
hangi oyunu istiyon aslanım? derdim..
derdim valla..
p.s:2: bizim kardeshlerin büyük olanıyla da, bu yaz tekne turuna çıkıyoz, demedi demeyin. şiisshhh...
bence de!
20120220
20120218
CHROMATICS "INTO THE BLACK"
şu sıralar, yine, herşey üstümüze üstümüze gelmeye başlar gibi oldu, nedendir bilinmez..
keyfimiz hem var hem de yok gibi, bu yüzden..
20120210
Yaşar Kurt - Ver Bana Düşlerimi (2o11)
dinledikçe daha da bir hüzünlü geliyor..
gitmek kolay, ya sonrası?
p.s: sonrası diye bişey yok.
20120208
Johnny Cash Hurt
ne zaman duysak ağlayasımız geliyor; kalpte bi ağrı, boğazda bi yumru, gözlerde belirmeye başlayan sudan inci taneleri.
demin süper action bi filmin sonunda çalıverdi; ne güzel artistik numaralarla kötü adamları öldürmüşken, üstüne bu şarkı oldu mu hiç?
bi de dolunay dündü kuzum, bu neyin dumurluğu?
allam beni davul etsin, tamtamlarla gömüleyim.
Janis Joplin - Piece of My Heart
seviyoruz şarkıyı, ayrı..
p.s: aşk meşk dicektim, sonra yazarım, zira yine sıkıldım..
20120207
girdiğimiz sınav neticesinde, eğer yanlış anlamadıysam TR genelinde ilk 4'e girmem gerekiyormuş.
ölme eşeğim ölme.
apartman yöneticiliği için adaylığımı koysam şansım daha çok olur be yahu..
o yüzden sınavın koyduk götüne, mühim olan katılmaktı..
arada tatilde; tarih, yakın tarih çalıştık da dünyada az çok ne flimler dönüyor anladık, ki o bile okullarda öğretilen kitaplardandı.. kiiii onlar ne kadar yansız olabiler ki?
tahminen 70 küsür civarı alacağım; şöyle bi baktım kendimce cevaplara, acaba doğrusu nedir diye kutsal bilgi kaynağı google'dan.
o değilde saçmasalak yerlerde hata yaptım, ilk başta doğru işaretleyip, sonradan değiştirdim.
"ilk işaretlediğin her zaman doğrudur" ilkesine ihanet ettim, hem de bile bile..
ah bu ben!
kırayım kafamı..
magna carta libertatum' mun hangi tarihte ve ülkede imzalandığını ve arbitraj ' ın ne demek olduğunu asla unutmayacağım hayatım boyunca, G8 ülkelerini de. geçen yılın cari açığını da..
tarih, coğrafya, genel kültür, örtmenlik bilgisi derken bir sınavın daha sonuna geldik, "kpds hariç bi daha sınava girmicem sittin sene" dediğim bi arkadaşım, "bulursun sen gene bişiler" dedi, "valla bak, girmicem" dedim..
sonra bugün A2 ehliyeti almak için sınava gireceğim aklıma geldi, okuldan eve dönerken, güldüm kendime.
yine sınav, yine sınav..
hayatım sınav be yahu, ister istemez.
p.s: bugün ehliyet için sınav tarihlerine baktım, sanırım temmuz itibarıyla A2 ehliyetine sahip olacağımdır.
motor dersinin sınavı mı, o ne ki?
devede kulak..
piii.
p.s2: kafası basmayanlara omega 3 vitamini önereyim, şiddetle..
kafası basanlar için de öneririm, ayrıyeten..
ben kendi adıma; ikinci gruptayım zaten, belirtmeme gerenk yok sanırım, bilenler bilir.
fitamin sonrası algılama, anlama, kavrama kapasitesi acayip arttı, inanamadım kendime.
normalde daha çabuk yorulurdum çünkü.
"basmıyo kafam" deyip isyanları oynardım kendime..
p.s3: bi de blogu epeydir kendi görsellerimle taçlandırmadığımı farkettim, yarın öbürgün kendi çektiğim muhteşem fotoğraflarımdan koyayım, altına üç beş yazı yazayım.
ne dersiniz hoş olmaz mı?
ne bu böyle hep, kara kara..
:P
ölme eşeğim ölme.
apartman yöneticiliği için adaylığımı koysam şansım daha çok olur be yahu..
o yüzden sınavın koyduk götüne, mühim olan katılmaktı..
arada tatilde; tarih, yakın tarih çalıştık da dünyada az çok ne flimler dönüyor anladık, ki o bile okullarda öğretilen kitaplardandı.. kiiii onlar ne kadar yansız olabiler ki?
tahminen 70 küsür civarı alacağım; şöyle bi baktım kendimce cevaplara, acaba doğrusu nedir diye kutsal bilgi kaynağı google'dan.
o değilde saçmasalak yerlerde hata yaptım, ilk başta doğru işaretleyip, sonradan değiştirdim.
"ilk işaretlediğin her zaman doğrudur" ilkesine ihanet ettim, hem de bile bile..
ah bu ben!
kırayım kafamı..
magna carta libertatum' mun hangi tarihte ve ülkede imzalandığını ve arbitraj ' ın ne demek olduğunu asla unutmayacağım hayatım boyunca, G8 ülkelerini de. geçen yılın cari açığını da..
tarih, coğrafya, genel kültür, örtmenlik bilgisi derken bir sınavın daha sonuna geldik, "kpds hariç bi daha sınava girmicem sittin sene" dediğim bi arkadaşım, "bulursun sen gene bişiler" dedi, "valla bak, girmicem" dedim..
sonra bugün A2 ehliyeti almak için sınava gireceğim aklıma geldi, okuldan eve dönerken, güldüm kendime.
yine sınav, yine sınav..
hayatım sınav be yahu, ister istemez.
p.s: bugün ehliyet için sınav tarihlerine baktım, sanırım temmuz itibarıyla A2 ehliyetine sahip olacağımdır.
motor dersinin sınavı mı, o ne ki?
devede kulak..
piii.
p.s2: kafası basmayanlara omega 3 vitamini önereyim, şiddetle..
kafası basanlar için de öneririm, ayrıyeten..
ben kendi adıma; ikinci gruptayım zaten, belirtmeme gerenk yok sanırım, bilenler bilir.
fitamin sonrası algılama, anlama, kavrama kapasitesi acayip arttı, inanamadım kendime.
normalde daha çabuk yorulurdum çünkü.
"basmıyo kafam" deyip isyanları oynardım kendime..
p.s3: bi de blogu epeydir kendi görsellerimle taçlandırmadığımı farkettim, yarın öbürgün kendi çektiğim muhteşem fotoğraflarımdan koyayım, altına üç beş yazı yazayım.
ne dersiniz hoş olmaz mı?
ne bu böyle hep, kara kara..
:P
20120205
geçen kardesh'le konuşurken, "biz niye böyleyiz?" diye sorduk birbirimize, sürekli bi çalışma hali, sürekli bi sınavlara girme durumu hali.
bilemedik, veremedik cevabını..
kardesh ikinci yüksek lisansını yapıyor, bi ay sonra bitecek.
bende desen bi sürü sertifika, an itibarıyla, işime yaramayan, zamanında, yeni yeni yollar açsın diye alınan..
öncesi; hep bişeyler için tırmalama durumu..
kardeshin yaptıkları onun işine yarayacak, biliyorum, dikey büyüme..
çok para kazanıcak, inşallah.
benimkilerinse, bana somut olarak yarayacağını hiç sanmıyorum, bi sürü farklı şeyle uğraştım zira, yatay büyüme..
ha bi sürü şey hakkında bilgim var, tam yetkim olmasa da, ayrı..
bi sürü farklı insandan oluşan bi toplulukta herkesle, ayrı ayrı iletişim kurabiliyorum, beni mutlu ediyor..
yarın yine bi sınava giricem, tr genelinde ilk dörde girmem gerekiyormuş, bunu ahanda demin öğrendim, yıkıldım, sınavdan iki hafta önce haberim oldu zira.
yoksa çalışırdım.
yok be çalışmazdım böyle bir emelim yok çünkü, bünyemde..
neyse, ee hadi bi şansımı deneyeyim dedim, başvurdum sınava.
yarın bilgimizi sınayacağız, görücez ebemizinkini..
ilk dört mü, güldürme beni..
tatil süresince, başlangıçtan bugüne, bize okullarda öğretilen tarihi okudum, yakın tarihle ilgili bilmediğim o kadar çok şey varmış ki, ohaa dedim..
ilk dörde giremeyeceğimi biliyorum ama genel kültürüm arttı.
benim de kazancım bu..
züğürt tesellisi.
p.s: iki gün önce okuduğum kitaptan başımı kaldırıp, bana yelek ören anneme dedim ki; "keşke dünya üzerinde din, dil, ırk ayrımı olmasa, herkes aynı dili konuşsa, aynı şeye inansa, birbirlerini anlayabilse!"
gözüm azıcık uzakları görür gibi oldu.
annem de "keşke" dedi..
"ama o zamanda eminim başka sorunlar çıkardı" dedim, başımı önüme eğip kitabımı okumaya devam ettim, annemde örgüsünü örmeye..
p.s2: konuyla ilgili, tarih şeridi falan, bişi yazıcaktım, toparlayamadım, sonra artık..
hem uyumam lazım, yarın sınavım var..
bilemedik, veremedik cevabını..
kardesh ikinci yüksek lisansını yapıyor, bi ay sonra bitecek.
bende desen bi sürü sertifika, an itibarıyla, işime yaramayan, zamanında, yeni yeni yollar açsın diye alınan..
öncesi; hep bişeyler için tırmalama durumu..
kardeshin yaptıkları onun işine yarayacak, biliyorum, dikey büyüme..
çok para kazanıcak, inşallah.
benimkilerinse, bana somut olarak yarayacağını hiç sanmıyorum, bi sürü farklı şeyle uğraştım zira, yatay büyüme..
ha bi sürü şey hakkında bilgim var, tam yetkim olmasa da, ayrı..
bi sürü farklı insandan oluşan bi toplulukta herkesle, ayrı ayrı iletişim kurabiliyorum, beni mutlu ediyor..
yarın yine bi sınava giricem, tr genelinde ilk dörde girmem gerekiyormuş, bunu ahanda demin öğrendim, yıkıldım, sınavdan iki hafta önce haberim oldu zira.
yoksa çalışırdım.
yok be çalışmazdım böyle bir emelim yok çünkü, bünyemde..
neyse, ee hadi bi şansımı deneyeyim dedim, başvurdum sınava.
yarın bilgimizi sınayacağız, görücez ebemizinkini..
ilk dört mü, güldürme beni..
tatil süresince, başlangıçtan bugüne, bize okullarda öğretilen tarihi okudum, yakın tarihle ilgili bilmediğim o kadar çok şey varmış ki, ohaa dedim..
ilk dörde giremeyeceğimi biliyorum ama genel kültürüm arttı.
benim de kazancım bu..
züğürt tesellisi.
p.s: iki gün önce okuduğum kitaptan başımı kaldırıp, bana yelek ören anneme dedim ki; "keşke dünya üzerinde din, dil, ırk ayrımı olmasa, herkes aynı dili konuşsa, aynı şeye inansa, birbirlerini anlayabilse!"
gözüm azıcık uzakları görür gibi oldu.
annem de "keşke" dedi..
"ama o zamanda eminim başka sorunlar çıkardı" dedim, başımı önüme eğip kitabımı okumaya devam ettim, annemde örgüsünü örmeye..
p.s2: konuyla ilgili, tarih şeridi falan, bişi yazıcaktım, toparlayamadım, sonra artık..
hem uyumam lazım, yarın sınavım var..
20120203
ne ki bu şimdi?
ağaç dalları gibi dallanıp budaklanan, simsiyah damarların bedeninizi sarıp sarmaladığını düşünün.
sonra alt uçtan bi yerden, o kapkara, dallanıp budaklanan damarlardan, azar azar, güzel bir kırmızının yukarı doğru çıktığını, yayıldığını görüyorsunuz..
içinizde bi ürperti, gülümsüyorsunuz.
bu his öyle bi his işte.
p.s: Mavi Ay'daki Bruce Willis gülümsemesi halt yesin yanımda..
öyle bi afacanım.
sonra alt uçtan bi yerden, o kapkara, dallanıp budaklanan damarlardan, azar azar, güzel bir kırmızının yukarı doğru çıktığını, yayıldığını görüyorsunuz..
içinizde bi ürperti, gülümsüyorsunuz.
bu his öyle bi his işte.
p.s: Mavi Ay'daki Bruce Willis gülümsemesi halt yesin yanımda..
öyle bi afacanım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)