dün, dönerken, havada yağmur kokusu duydum.
20090629
20090626
istek
istediğim anda ulaşılamıyor olabiliyorum ya, yerim yurdum belli olsa bile.
keşke bi'de görünmez olabilseydim, yerim yurdum biliniyor olsa bile.
sualler
20090624
20090619
hep aynı sanki
bugün Gülşan "balık olmak ne sıkıcı lan" dedi, marlon'la brando'nun amaçsız gayesiz su içinde, ordan oraya yüzüşünü seyrederken.
"bence insan olmak daha sıkıcı" dedim, "balıklardan ziyade."
kafam dağınıktı, arkası gelmedi cümlelerimin.
o balıklara bakmaya devam etti, ben bilgisayarda uğraştığım şeye.
p.s:marlon'la brando kavga ediyorlar, arada bir.
kavga eden capon balığı hiç görmemiştim.
"bence insan olmak daha sıkıcı" dedim, "balıklardan ziyade."
kafam dağınıktı, arkası gelmedi cümlelerimin.
o balıklara bakmaya devam etti, ben bilgisayarda uğraştığım şeye.
p.s:marlon'la brando kavga ediyorlar, arada bir.
kavga eden capon balığı hiç görmemiştim.
20090609
gemi
20090607
solak mısınız birader?
evde makasa ihtiyaç duyupta evde makas bulamamanın acısını, sıkıntısını, sinirini, acizliğini, dellenmesini yaşayanlar beri gelsin demek istiyorum ben!
delirdim...
asabiyim...
p.s:doğumgünümde bana solak makası hediye edin, üç beş yıl köleniz olayım.
p.s:kaç yaşıma geldim, sağ makası kullanmaktan sol baş parmağım muzdarip...
p.s:şu ana kadar solak olduğumu bilipte bana solaklıkla ilgili hediye almayan arkadaş ve sevgililerimi kınamak istiyorum, kocalarımda dahil.
sanki solaklık herkese mahsusmuş gibi...
özeliz biz.
ayrıyız.
p.s: hoff, bu solaklık konusunda dertlerimi ve sıkıntılarımı sonra yazmaya karar verdim.
solaklar beni anlar, dernek kurmalı...
karar verdim...:)
20090606
jerbera'm
mutluluk; sehpanın üzerinde duran, kendine hediye ettiğin bir çiçeğe bakmaktır bazen, günün hangi saati olursa olsun...
yüzündeki gülümsemedir...
20090604
20090603
Benim sevgili Marlon ve Brando'm

ahanda bunlarda yeni gözbebeklerim; Marlon ve Brando.
keratalar nasılda poz verdiler!
soldaki Marlon, sağdaki Brando.
iki saat ben bunları nasıl ayırtetcem diye düşünüp onları seyrederken, Marlon'un sağ tarafında hafif bir beyazlık olduğunu keşfedip yüzüm aydınlandıktan sonra Brandon'un kuyruğunun beyaz olduğunu farkettim, yüzümdeki aydınlanma birden kararmaya dönüştü.
bazen ayrıntılara o kadar takılıyoruz ki bütününün ne olduğunu farkedemiyoruz.
bazende sadece birşeye koşullandığımız için diğer apaçık olan şeyleri göremiyoruz.
diyerek kendimce kendime gerekli olan felsemi yaptıktan sonra Marlon'un Brando'ya göre daha akıllı olduğunu, öbürünün biraz şaşkaloz olduğunu farkettim, gözlemlerim sonucunda.
dün balıkçıya girip bir balık almayı düşünürken, "bunlar yalnızlıktan anlarlar mı acebağ" dedim gayri ihtiyari satıcı çocuğa; akvaryumda yüzüp duran birsürü balığı görünce. çocukta "çift olsalar daa iyi tabi" dedi, bende ona inanıp bi balık daa aldım, birbirlerine arkadaş olsunlar diye.
ana yüreği işte, çocukları çiftlemek lasım.
tanıdığım herkese, balık aldığımı söyleyince "ooo afiyet olsun, rakımızı alıp geliyoz" karşılıklarından sonraa, "yaaa öyle balık diil, capon balığı bunlar" şeklindeki açıklamamda yüzümü gülümseten hoş bir anıydı.
ben bu balıklara en fazla 1 yıl veriyorum, baktığım hiçbir hayvan Sibel kadar dirençli çıkamadı.
hepsi öldü.
yada ben hepsini öldürdüm.
evet üzülerek söylüyorum, ben bir caniyim.
Sibel'e mi ne oldu?
onuda yarın yazarım.
şimdi balıklarımı beslemeliyim.
20090602
büyümek güzel birşey
Allam yerebbim, bugünkü sıcak neydi öyle?
Anam ağladı.
Öğlen iş görüşmesine giderken, çokta istekli olmadığım bir sektör olduğundan, sallana sallana hazırlanırken, “amanın geç kalmak üzereyim” derken, bi taksiye bindim.
Tıkalı olan trafik boyunca genç taksi şoförüyle muhabbet ettik.
“sorması ayıptır sizin yaşınız kaçtır” muhabbetinden sonra yaşımı söyledim,
Yaşımı soranlara korkusuzca yaşımı söylerim.
Hiç göstermiyormuşum öyle dedi. “Biliyorum, herkes aynı şeyi söylüyor” dedim.
Kendisi 24 yaşında imiş,
İş görüşmesine gittiğimi öğrenince, onun üzerine geçen bir sürü diyalog geçti aramızda.
Taksi şöferliğinden sonraki vakittede network bilmem nesinde çalıştığını öğrendim.
O network bilmem neside bizim bildiğimiz titan usulü dallana budaklana ilerleyen bir sistem...
Potansiyel üye gördü heralde beni, “biliyor musunuz” dedi, “benzer sistemler hakkında bilgim var” dedim.
Avon, oriflame mantığında işleyen birşey dedim...
Yooo, biz çok farklıyız dedi.
Yasallarmış.
İnernetten araştırabilirmişim.
Bunların işi altın ve mücevher üzerine imiş...
Konuşmanın ilerleyen zamanlarında bu sistemde iki aydır çalıştığını ve şu an için üyelik parasını çıkardığını söyledi...
“Allah” dedim, “birde üyelik için deli gibi para alıyorlar, ah benim yeniyetme kerizim” dedim içimden.bizim sistemimiz diğerlerinden farklı dese de, şu an için altında 15 kişi bulunduğunu, adam gibi iki üyen olduktan sonra arkasının geldiğini, üye bulamasanda senin üstün olan kişinin sana üye bulduğunu felan ekledi.
O senin farklı olduğunu düşündüğün sistem benim bildiklerimden hiçte farklı değil dedim, tabi yine içimden.
Yaş itibarıyla teee önceki vakitlerdeki meşhur titan vakasını bilmediğini düşündüğümde ayaküstü adam tiken titandan bahsetmeyi uygun görmedim.
Hava zaten çok sıcaktı...
Onun tanıdığı biri 9 aydır bu işte çalışıyormuş ve altında şu an bir jip varmış...
İyiymiş dedim...
Baştan beri bu tip sistemlere karşı olduğumu belirtsemde finalde o muhteşemus soru geldi, “sizde böyle bir işle ilgilenmek istemez misiniz?” dedi...
Müşteriyi önce ısıt, güzellliklerinden bahsedip; mesela jip, sonra soruyu topu gediğine oturt.
“İstemem” dedim.
Şu dünya üzerinde bir jip olmak beni cezbeden bişi değil mesela.
O bunu bilmiyordu.
Ama bana deseki dünya turuna çıkacaksın ya da ıssız bir adada sevdiğin adamla ömür boyu yaşayacaksın, düşünebilirdim.
Neyse.
Ona bu tür sistemlerin, avon, oriflame, amway gibi kuruluşların bu mantıkla işlediğini(yine itirazlar devam ediyor), arada satışlar yaparak ama asıl parsayı titan benzeri üyelik mantığıyla, tavşan gibi türediklerini söyledim.
Sonra çok yakın bir tanıdığımızın bu kuruluşlardan birine bulaştığını, tüm hayatının satış yapmak ve üye kazandırmak olduğunu, kendi küçük bir şehirde yaşamasına rağmen, İzmir, Ankara vs. gibi başka şehirlere gidip üye peşinde koştuğunu, gündüzlerin haricinde bide akşamları çalıştığını, sistem içinde gold, platin vs. gibi artan bir sistem olduğunu, onun yükseldikçe beleş eğitim, yurtiçi ve yurtdışı tatiller kazandığını, ama belli bir süreden sonra kotayı doldurmak amaçlı müşteriye ürün satmadan, ürün alıp, kredi kartı ile borç yaptığını ve sonrasında şu an için iki çocuğu olmasına rağmen eşinden boşanmak üzere olduğunu anlattığımda “siz haklısınız” lafını duyduktan sonra yakındaki Shell istasyonunda indim.
Haklıyım tabi.
Bu nasıl bir mantık ve bu nasıl bir beyin yıkamadır allaam...
İnsanların yazık haline.
Haa o tanıdık sayesinde bende o sistemin çarkına girmedim mi girdim.
Benim sayemde bir kademe üste geçti o tanıdık, teşekkür telefonu aldım o dönemde kendisinden, ayrı.
İkinci aydan sonra, benim fos çıktığımı görünce başka akrabalara yöneldi.
Evde oturup yıllarca aile bütçesine birşey katmayan, harçlığını kocasından alan bir bayan için sistem içindeki yükselen prestij ve konum tabiki çok önemli, mutlu ve onore edici.
Kazandığı parada cabası.
İnsanın kendi parasını kazanması gibi güzel birşey var mıdır yahu?
Ama işin kötü tarafı bu sistem içerisinde, son zamanlarda inandığın tüm değerlerden vazgeçirecek konuma getirmeleri seni.
Kendini kaybetmen...
O da kocasından ve çocuklarından vazgeçti.
Neyse bana seçtiği yolda “mutlu olsun” demek düşer.
Ama nedense aklımada “requem for a dream”deki insanların kaybedişleri gelir.
Ayy çok yazdım gene.
Hem ben ne yazcaktımda ne yazdım!
Burda mesela bugün eve dönerken aldığım capon balıklarımdan söz etcektim.
Bide kendimi mutlu etmek için, kendime aldığım turuncu jerberamdan...
Fotoğraflarını bile çektimdi.
Hooffff...
Geçen pazar hediye papatyalarımda vazoda öldü zati.
:)
Anam ağladı.
Öğlen iş görüşmesine giderken, çokta istekli olmadığım bir sektör olduğundan, sallana sallana hazırlanırken, “amanın geç kalmak üzereyim” derken, bi taksiye bindim.
Tıkalı olan trafik boyunca genç taksi şoförüyle muhabbet ettik.
“sorması ayıptır sizin yaşınız kaçtır” muhabbetinden sonra yaşımı söyledim,
Yaşımı soranlara korkusuzca yaşımı söylerim.
Hiç göstermiyormuşum öyle dedi. “Biliyorum, herkes aynı şeyi söylüyor” dedim.
Kendisi 24 yaşında imiş,
İş görüşmesine gittiğimi öğrenince, onun üzerine geçen bir sürü diyalog geçti aramızda.
Taksi şöferliğinden sonraki vakittede network bilmem nesinde çalıştığını öğrendim.
O network bilmem neside bizim bildiğimiz titan usulü dallana budaklana ilerleyen bir sistem...
Potansiyel üye gördü heralde beni, “biliyor musunuz” dedi, “benzer sistemler hakkında bilgim var” dedim.
Avon, oriflame mantığında işleyen birşey dedim...
Yooo, biz çok farklıyız dedi.
Yasallarmış.
İnernetten araştırabilirmişim.
Bunların işi altın ve mücevher üzerine imiş...
Konuşmanın ilerleyen zamanlarında bu sistemde iki aydır çalıştığını ve şu an için üyelik parasını çıkardığını söyledi...
“Allah” dedim, “birde üyelik için deli gibi para alıyorlar, ah benim yeniyetme kerizim” dedim içimden.bizim sistemimiz diğerlerinden farklı dese de, şu an için altında 15 kişi bulunduğunu, adam gibi iki üyen olduktan sonra arkasının geldiğini, üye bulamasanda senin üstün olan kişinin sana üye bulduğunu felan ekledi.
O senin farklı olduğunu düşündüğün sistem benim bildiklerimden hiçte farklı değil dedim, tabi yine içimden.
Yaş itibarıyla teee önceki vakitlerdeki meşhur titan vakasını bilmediğini düşündüğümde ayaküstü adam tiken titandan bahsetmeyi uygun görmedim.
Hava zaten çok sıcaktı...
Onun tanıdığı biri 9 aydır bu işte çalışıyormuş ve altında şu an bir jip varmış...
İyiymiş dedim...
Baştan beri bu tip sistemlere karşı olduğumu belirtsemde finalde o muhteşemus soru geldi, “sizde böyle bir işle ilgilenmek istemez misiniz?” dedi...
Müşteriyi önce ısıt, güzellliklerinden bahsedip; mesela jip, sonra soruyu topu gediğine oturt.
“İstemem” dedim.
Şu dünya üzerinde bir jip olmak beni cezbeden bişi değil mesela.
O bunu bilmiyordu.
Ama bana deseki dünya turuna çıkacaksın ya da ıssız bir adada sevdiğin adamla ömür boyu yaşayacaksın, düşünebilirdim.
Neyse.
Ona bu tür sistemlerin, avon, oriflame, amway gibi kuruluşların bu mantıkla işlediğini(yine itirazlar devam ediyor), arada satışlar yaparak ama asıl parsayı titan benzeri üyelik mantığıyla, tavşan gibi türediklerini söyledim.
Sonra çok yakın bir tanıdığımızın bu kuruluşlardan birine bulaştığını, tüm hayatının satış yapmak ve üye kazandırmak olduğunu, kendi küçük bir şehirde yaşamasına rağmen, İzmir, Ankara vs. gibi başka şehirlere gidip üye peşinde koştuğunu, gündüzlerin haricinde bide akşamları çalıştığını, sistem içinde gold, platin vs. gibi artan bir sistem olduğunu, onun yükseldikçe beleş eğitim, yurtiçi ve yurtdışı tatiller kazandığını, ama belli bir süreden sonra kotayı doldurmak amaçlı müşteriye ürün satmadan, ürün alıp, kredi kartı ile borç yaptığını ve sonrasında şu an için iki çocuğu olmasına rağmen eşinden boşanmak üzere olduğunu anlattığımda “siz haklısınız” lafını duyduktan sonra yakındaki Shell istasyonunda indim.
Haklıyım tabi.
Bu nasıl bir mantık ve bu nasıl bir beyin yıkamadır allaam...
İnsanların yazık haline.
Haa o tanıdık sayesinde bende o sistemin çarkına girmedim mi girdim.
Benim sayemde bir kademe üste geçti o tanıdık, teşekkür telefonu aldım o dönemde kendisinden, ayrı.
İkinci aydan sonra, benim fos çıktığımı görünce başka akrabalara yöneldi.
Evde oturup yıllarca aile bütçesine birşey katmayan, harçlığını kocasından alan bir bayan için sistem içindeki yükselen prestij ve konum tabiki çok önemli, mutlu ve onore edici.
Kazandığı parada cabası.
İnsanın kendi parasını kazanması gibi güzel birşey var mıdır yahu?
Ama işin kötü tarafı bu sistem içerisinde, son zamanlarda inandığın tüm değerlerden vazgeçirecek konuma getirmeleri seni.
Kendini kaybetmen...
O da kocasından ve çocuklarından vazgeçti.
Neyse bana seçtiği yolda “mutlu olsun” demek düşer.
Ama nedense aklımada “requem for a dream”deki insanların kaybedişleri gelir.
Ayy çok yazdım gene.
Hem ben ne yazcaktımda ne yazdım!
Burda mesela bugün eve dönerken aldığım capon balıklarımdan söz etcektim.
Bide kendimi mutlu etmek için, kendime aldığım turuncu jerberamdan...
Fotoğraflarını bile çektimdi.
Hooffff...
Geçen pazar hediye papatyalarımda vazoda öldü zati.
:)
20090601
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



