Bugün yine bir iş görüşmesi için teee Tarabya’ya gittim, yol keyifliydi, denizi izleye izleye, tek başına bilmediğin bir mekana gitmenin tedirginliği ve keyfini yaşaya yaşaya gittim.
Büssürü insan indi bindi minübüse, oturdu, kalktı yanıma.
Her zamanki gibi erkenden orda idim, trafik açıktı şansıma.Hemen deniz kenarında bir mekanda, parkta bir onbeş dakka kadar oturdum; bir anane(sonradan öğrendim kim olduğunu) ve sanırım özürlü bir çocuğun( ki hala emin değilim,kondurmak istemedim), yediği haşlanmış mısırdan etraftaki güvercinlere vermesini izledim, bir kendi ısırdı anane elindeki kocçandan, bir kuşlara verdi.
Bissürü kuş vardı; güvercin.
Ama hiçbiri gögercin taklası atamıyordu.
görmedim çünkü.
Bi ara serçeler geldi, öbürlerinin yanında çok korkaktılar, onların her kanat çırpışında ürküyorlardı.
Sonra gözüm bi serçeye ilişti, ayağı sakat gibiydi, kıpırdatamıyo gibiydi, hakketten sakattı sonradan farkettim.
Sonra ayağını, bacağını kullanamayan bi serçe olarak şanslı mı yoksa şanssız mı olduğunu düşündüm, uçabiliyodu kanatları ardı ya da tek ayak üstünde sekebiliyodu, uçtuğundan yürümesine gerek yoktu.
Bişeyleri kaybetsede sanki kaybetmiyodu.
karar veremedim.
Annane elindeki mısır kocanını atmak için sola doğru gitti, torunu idil’e seslenip, torun kuşların büyüsünde, farketmedi gittiğini, gözlerinde kocaman şişe dipli gözlükler.
“Anane nerdesin” dedi, “göremiyorum seni” diye etrafında döndü, ben ve yan banktaki kadın elimizle işaret ettik bu tarafta diye, koşa koşa oraya gitti.
Düşcek diye korktum o koşarken.
Ben çocukken hiç kaybolmadım.
O duygu nasıl bişeydir bilmem.
Kardeşim kaybolduydu babannemlerdeyken, belediye anons etmişti o zamanın bana göre kocaman hoparlörlerinden, bizde yani büyüklerde gidip aldılardı belediyeden.
Şimdi anlatınca komikmiş gibi geldi bana.
Gülümsedim.
Oturduğum mekanda güneş yoktu,ağaçların gölgesi vardı, deniz vardı, sessizdi huzurluydu, tekneler vardı, önden geçen kağıt helva ve haşlanmış mısır satan bi amca vardı sarıyer belediyesinden izinli arabalı, bir milyondu mısırları lira cinsinden, sonra arkada da minibüs kornaları vardı, sinir bozucu..
Yanımdaki çocuğun gitmeyen mesaj bipini duyunca bende kalktım, erken olsa da görüşme için mekana gittim yolumu uzata uzata.
Yinede erkendi...
Bekledim.
Ben küçükken hiç kaybolmadım ama büyükken çok boşluğa düştüm.
Sanki.
Bazen hala o boşluktan çıkamadığımı hissediyorum.
His işte.